Free Essay

Evolutionary Psychology

In:

Submitted By ozged
Words 15914
Pages 64
Evrimsel Psikoloji Nedir?

Evrimsel Psikolojiye Giriş

Evrimsel psikoloji iki bilim alanının bir bileşimidir: Evrimsel biyoloji ve bilişsel psikoloji. Bu iki bilim alanı bir yap-bozun iki parçası gibidir. İnsan davranışını anlamak istiyorsak bu iki parçaya da ihtiyacımız var demektir. Önce bu iki bilim alanını ayrı ayrı ele alacağız, sonra da Evrimsel Psikolojinin, insan doğasını anlamak için, bu iki alanı nasıl birleştirdiğini göreceğiz.

Dylan Evans & Oscar Zarate
Uyarlayan: Doç. Dr. Hakan ÇETİNKAYA Düzenleyenler: Yrd. Doç. Dr. Seda DURAL Yrd. Doç. Dr. Evrim GÜLBETEKİN
1

1

Bilişsel Psikoloji
Bilişsel Psikoloji, zihnin mekanizmalarını açıklamaya yönelik olarak ortaya atılmış en güçlü yaklaşımdır. BP, psikolojiyi belirsiz bir dizi fikirler topluluğu olmaktan kurtarıp, gerçek bir bilim olmasını sağlamıştır. BP’de iki temel görüş yer almaktadır: (1) Eylemlerimizin nedeni zihinsel süreçlerdir. (2) Zihin bir bilgisayardır.

Eylemlerimizin Nedeni Zihinsel Süreçlerdir
Psikoloji insan davranışının bilimidir ve “neden insanların davrandıkları gibi davrandıklarını “ açıklamaya çalışır. Aslında hepimiz amatör psikologlarız. Sürekli olarak kendimizin ve başkalarının davranışlarını açıklamaya çalışırız. Örneğin, Ali’yi evden çıkarken şemsiyesini alırken gördüğümüzde, durumu aşağıdaki gibi açıklama eğiliminde oluruz.

YANİZİHİNBİR BİLGİSAYARGİBİ MİDİR?

HAYIR, NEDENİNİ BİRAZDAN GÖRECEKSİN!

ALİYAĞMUR YAĞACAĞINI DÜŞÜNÜYORVEBELLİ Kİ,ISLANMAK İSTEMİYOR.

BUTİP AÇIKLAMLAR MENTALİSTİKAÇIKLAMALARDIR, ÇÜNKÜİNANÇLARVEİSTEKLER GİBİZİHİNSEL(MENTAL) SÜREÇLERİ İMAETMEKTEDİRLER.

“Ali yağmur yağacağını düşünüyor” dediğimizde, Ali’nin belirli bir

inanca sahip olduğunu söylemiş oluruz. “Ali ıslanmak istemiyor” dediğimizde de Ali’nin belirli bir isteğe sahip olduğunu söylemiş oluruz.
Şimdi bu iki görüşü daha ayrıntılı inceleyelim.
2 3

2

Davranışçı Psikoloji
Eylemlerimizi inanç ve isteklerimizle açıkladığımızda, söz konusu mental süreçlerin eylemlerimizin nedeni olduğunu iddia etmiş oluruz. Eylemlerimizin nedenini inanç ve isteklerle açıklama biçimi son derece yaygındır ve binlerce yıl filozoflar tarafından “sağduyu psikolojisi” ya da “folk psikolojisi” olarak adlandırılmıştır. 1920’lerde bazı psikologlar folk psikolojisinin bilimsel olmadığını iddia ettiler. J.B. Watson (1878-1958) ve B.F. Skinner (1904-1990), inançların, isteklerin ve diğer mental süreçlerin gerçek olmadığını ileri sürdüler. Onlara göre, psikolojinin gerçek bir bilim olabilmesi için, bu “mythical oluşlar” hakkında konuşmaktan vazgeçilmeliydi.

1960’larda psikologlar davranışçılığı reddetmeye başladılar. Bu reddediş, iki ana gerekçeye dayanmaktaydı. Öncelikle, düşünürler, tamamen mantıksal bir gerekçeyle, inanç ve istekleri hesaba katmadan insan davranışını anlamanın mümkün olamayacağının ayırımına vardılar. Sonra da, bilgisayarların gelişmesi ve yapay zeka üzerinde yapılan çalışmalar sayesinde, Davranışçı öğrenme kuramlarının test edilmesinin (ve bir bakıma reddedilmesinin) yolu açılmış oldu. Davranışçılığın terk edilmesiyle birlikte, bilim insanları için “zihin” hakkında konuşmak yeniden kabul edilebilir bir hale gelmiş oldu.
HERŞEYBİR YANAZİHİN GEÇERLİBİR BİLİMSEL KAVRAMDIR!

BU,BİLİŞSEL PSİKOLOJİNİN İLKTEMEL FİKRİDİR.

DAVRANIŞI AÇIKLARKEN “ZİHİN”E GÖNDERME YAPMAMIZA GEREKYOK!

DAVRANIŞIN NEDENİ DÜŞÜNCELER DEĞİLDİR,DIŞSAL UYARICILARDIR.

WATSON SKINNER Bu yaklaşım Davranışçılık olarak bilinmektedir. 1920’lerden 1960’lara kadar psikologların hemen hepsi Davranışçı idi. Bu dönem boyunca, psikologların çoğu zihnin varlığını reddetti.
4

Bu bakımdan, bilişsel psikoloji ile folk psikolojisi arasında birçok ortak yan bulunabilir. Bilişsel psikoloji (folk psikolojisinde olduğu gibi) eylemleri mental süreçlere dayandırarak açıklar. Ancak, folk psikolojisinden farklı olarak, bu zihinsel süreçlerin ne olduğuna ilişkin oldukça dakik bir görüşü bulunmaktadır. Buna göre, sözkonusu mental süreçler hesaplamalar’dır (computations). Bu, bizi bilişsel psikolojinin ikinci temel fikrine götürecektir.
5

3

Zihin bir Bilgisayardır
Bilişsel psikolojinin ikinci temel görüşüne göre, zihin bir bilgisayar programıdır. Ancak, bilişsel psikologlar bilgisayar terimine çok özel bir anlam yüklemektedirler. Bilişsel psikologlar, İngiliz matematikçi Alan Turing’in (1912-1954) öncül çalışmalarını esas alarak, bilgisayarı bilgi işlemede bir işlemler seti olarak tanımlamaktadırlar.

Dolayısıyla, bilgisayar bir donanımdan ziyade, bir yazılımdır. Bilgisayarın özü yapıldığı malzemede değil, işe koştuğu programlardadır. Bir bilgisayar oyunu gibi bir programı çalıştırabilmek için bir makineye ihtiyaç duyarsınız; ancak aynı programı farklı tiplerdeki makinelerde çalıştırabilirsiniz.

MAKİNELERFİZİKSEL OLARAKBİRBİRLERİNDEN FARKLILAR,ANCAKAYNI PROGRAMI YÜKLEDİĞİNİZDEAYNI ŞEKİLDEDAVRANIRLAR.

DİĞERBİRDEYİŞLE, BİLGİSAYARFİZİKSEL ANLAMDABİRMAKİNE DEĞİL,AMAOLASIBİR MAKİNEYEİLİŞKİNSOYUT BİRBELİRLEMEDİR.

BUAÇIDAN,BİR BİLGİSAYARÇOK FARKLIBİÇİMLERDE ÜRETİLEBİLİR.

BUBAKIMDANDAVRANIŞ İÇİNANAHTAROLAN PROGRAMDIR;MAKİNENİN NETÜRBİRMALZEME KULLANILARAKYAPILDIĞI DEĞİLDİR.

ALAN TURING Bir çok farklı fiziksel makine bilgiyi aynı biçimde işleyebilmektedir. Dolayısıyla, bilgi işleyen makineler fiziksel bakımdan farklı tasarımlara sahip olsalar da, sonuçta hepsi de bilgisayardır.
6

O halde, bilişsel psikoloji için zihin bir yazılım parçasıdır; son derece karmaşık bir program. Bilişsel psikologlar bu programı, beynin ayrıntılarına girmeksizin, bilgi-işleme diliyle tanımlarlar. Beyin, sadece zihin denilen programı çalıştıran fiziksel bir makinedir. Buna göre, beyin donanım, zihin de yazılımdır.
7

4

Zihne İlişkin Metaforlar
İnsanlar, genellikle, zihni en son teknoloji ile karşılaştırmak yoluyla anlamaya çalıştılar. Geçen son bir kaç yüzyıl içerisinde, zihin bir kaldıraç, bir saat ya da bir telgraf sistemi olarak tanımlandı. 19. yüzyıl sonlarında, Sigmund Freud (1856-1939) hidrolik alanındaki gelişmelerden esinlendi ve zihni su yolları ve kanallar sistemiyle karşılaştırdı.

Test Edilebilir bir Model
Tüm bunlar bilişsel psikolojinin gelişmesiyle değişti. Zihnin bilgisayarla karşılaştırılması önceki teknolojik analojilerden farklıydı, çünkü bilgi-işleme dilinin dakikliği zihin hakkında test edilebilir denencelerin net bir biçimde formülasyonuna izin veriyordu. Ayrıca, zihni bilgisayarla karşılaştırmak, bir saatle veya sulama sistemiyle karşılaştırmaktan daha geçerli bir gerekçeye dayanmaktadır: Zihin ve bilgisayar aynı işlevlere sahiptir.
ZİHNİNİŞLEVİTIPKI BİLGSAYARINKİNE BENZER,ODABİLGİYİ İŞLEMEKTİR.

İŞLEVİZAMANI SÖYLEMEKYADA SUYUDAĞITMAK DEĞİLDİR.

SUYUNAKIŞIBAZEN ENGELLENEBİLİR, BUDURUMDA KABARANSUBİR BAŞKA BİRKANALADOĞRU TAŞACAKTIR.

Metaforik açıklamalardaki sorun, bunların ilginç olmanın ötesine geçememiş olmalarıydı. Bunlar, zihnin anlaşılmasına pek fazla yardımcı olamadılar, çünkü, sözkonusu metaforlar test edilebilir yordmalar yapmaya izin vermemekteydiler.
8

Önceki karşılaştırmalardan farklı olarak, zihne ilişkin bilgi işleme yaklaşımı, “zihin bir bilgisayar gibi değil; bilakis, bilgisayarın kendisidir” görüşünü savunur. Böylece, bilişsel psikolojiye ilişkin kısa turumuzun sonuna gelmiş bulunuyoruz. Şimdi, yap-bozumuzun ikinci bileşene geçiyoruz: Evrimsel biyoloji.

9

5

Evrimsel Biyoloji
Son iki bin yıldır, Batı’da insanların çoğu, insanın doğrudan doğruya bir tanrı tarafından yaratıldığına inanmaktadır. İncil’e göre, Adem ve Havva ilk iki insandır; bunlar, bir ana-babadan dünyaya gelmemişlerdir. Yine İncil’e göre, Adem ve Havva dünyaya geldiklerinde birer yetişkin insan formundadırlar. 18. yüzyılın sonlarıyla 19. yüzyılın başlarında insanlar bu görüşü sorgulamaya başladılar. Bunlar arasında Charles’ın dedesi Erasmus Darwin (1731-1802) de yer almaktaydı.
BENDAHA CHARLESDARWİN DOĞMADANÖNCE EVRİMHAKKINDA BİRŞİİR YAZMIŞTIM!

Evrimsel biyolojiye göre, insanlar ape-benzeri atalarından gelmektedirler ve yeryüzünde yaşayan diğer canlılarla aynı tek ve ana-atayı paylaşmaktadırlar. Bu ana-ata ilk canlıdır ve yaklaşık olarak 4 milyar yıl önce yaşamıştır. Son derece de basit bir yapıya sahiptir.

TÜRLERİN KÖKENİ CHARLES DARWİN 1859

ASLINDATEK BİRHÜCRE KADARBİLE KARMAŞIK DEĞİLDİ.

Şüpheciler, ancak Charles Darwin’in (1809-1882) 1859’da Türlerin Kökeni adlı çalışmasının basılmasından sonra, insanlığın kökenine ilişkin bir alternatif açıklamaya sahip olabildiler. Bu alternatif, evrimsel biyolojidir.
10

Yaklaşık olarak 3.5 milyar yıl önce, bu küçük yaratıklar bir araya gelerek ilk hücreleri oluşturmaya başladılar. Yine yaklaşık olarak 600 milyon yıl önce de, ilk çokhücreli organizmalar ortaya çıkmaya başladı, bunlar, küçük kurtçuklar, solucanlar ya da denizde-sürüklenen yaratıklardı.

11

6

Yüz milyon yıl sonra, ilk karada yaşayan organizmalar ortaya çıktı: Önce mikroplar, sonra bitkiler. Bunlar böcekler ve amfibiyenleri de içerecek biçimde, canlılara karada yaşamın yolunu açtılar. Amfibiyenlerin ardından sürüngenler, kuşlar ve memeliler geldi. İlk primatlar yaklaşık olarak 55 milyon yıl önce ortaya çıkmaya başladı.
Goriller Orangutanlar Gibbonlar Şempanzeler

Kalıtım ve Mutasyon
Nasıl oldu da bu canlılar ortaya çıktılar? Evrim sürecini yürüten nedir? Sürece rehberlik eden gizemli, anlaşılmaz ya da mistik bir güç söz konusu değildir. Tüm bu olup bitenler iki şey sayesinde gerçekleşmektedir: Kalıtım ve mutasyon.
KALITIM YENİNESİLYADA ÇOCUKLARIN EBEVEYNLERİNE BENZEMESİ DEMEKTİR.

Yeni Dünya Maymunları Eski Dünya Maymunları

İnsanlar

Prosimianlar

Sivapithecus 10

Australopithecus 20

Proconsul 30

KALITIM
MUTASYONİSE,BU BENZERLİĞİNBAZEN MÜKEMMELOLMAMASI ANLAMINA GELMEKTEDİR.

Aegyptopithecus 40

50

60 Milyon Yıl Önce

BUNLARHIZLIADAPTASYON SAĞLAYABİLEN,AĞAÇLARDA YAŞAYIP,MEYVEİLEBESLENEN CANLILARDIVEDAHAÇOK MODERNLEMURLARA BENZİYORLARDI. MUTASYON

Bu yaratıklardan maymunlar, ape’ler ve insanlar türedi. İlk gerçek insan (Homo sapiens sapiens) yaklaşık olarak 150,000 yıl önce Afrika’da göründü.

Bu iki şeyi anlayabilmek için genler hakkında bazı şeyleri anlamamız gerekmektedir.
13

12

7

Genler
Her organizmadaki her hücre o organizmanın bir kopyasını yapmak üzere eksiksiz bir yönergeler setini içerir. Bu yönergelere “genler” denir ve bu yönergeler mürekkeple değil; onun yerine, DNA adı verilen protein molekülleri ile yazılmıştır. Genleri her bir hücrenin içinde yer alan, uzun bir ipe dizilmiş boncuklar gibi kafanızda canlandırabilirsiniz. Her bir boncuk bir yönergeye (ya da bir yönerge grubuna) karşılık gelir ve kahverengi saç, mavi göz, çabuk öfkelenen tabiatlı, vs. gibi özelliklere ilişkindir. Hücre
GENASLINDA BURADAKİGİBİ KONUŞMAZ, OSADECE, “Y DURUMUNDA X PROTEİNİNİYAP” DER.

Kalıtım
Çocukların ana-babalarına benzeme nedeni genlerini ana-babalarından miras almış olmalarıdır. Bir fil yavrusu bir pandadan ziyade bir file benzer, çünkü fil yavrusuna genleri ana-babasından geçmiştir. Tüm fillere ait, birbirinden farklı fil genleri, panda gen havuzundan farklı bir havuzda; fil gen havuzunda yer alır.

Çekirdek

Kromozom

DNA Gen

HERFİL, FİLGENHAVUZUNDAN ÇEKİLMİŞBİRGEN SETİNDEN YAPILMIŞTIR.

protein

HERPANDADA, PANDAGEN HAVUZUNDAN ÇEKİLMİŞBİRGEN SETİNDEN YAPILMIŞTIR.

kahverengi saç

Ancak, y ortamında x proteinin yapılmasının bir sonucu olarak, kahverengi saçlı, mavi gözlü ya da çabuk sinirlenen birisi olduğunuz için; “gen, kahverengi saç, mavi göz, vs. için bir yönergedir” demenizde bir sakınca yoktur.
14

Fil gen havuzunda filin ne kadar iri olacağını belirleyen genler, hortumunun uzunluğunu belirleyen genler, vs. yer alır. Uzun fillerin uzun çocuklarının olmasının nedeni de uzunlukla ilgili genlerini çocuklarına geçirmiş olmasıdır.
15

8

Mutasyon
Peki mutasyon? Neden çocuklar bazen ana-babalarından farklı olurlar? Bu gibi durumlar olabilir; çünkü, bazen bir hücre içindeki bir gen farklılaşır. Örneğin, normalde insanların boyunu ortalamadan daha uzun yapan bir gen, insanlarda ekstra bir parmak gelişmesine neden olacak biçimde değişebilir (bunun olma olasılığı düşüktür tabii ki, ama bu olasılık sıfır değildir). Böylece de yeni bir gen doğmuş olur!
YENİBİR GENİN DOĞUŞUNA BİZ “MUTASYON” DİYORUZ. MUTASYONMUTLAKA“ KÖTÜBİRŞEY”OLARAK DEĞERLENDİRİLMEMELİDİR. BİYOLOGLARBUNUNÖTRAL BİRSÖZCÜKOLARAK ALIRLAR.

Bir mutant gen ilk defa ortaya çıktığında, gen havuzunda tamamen kendine özgüdür. Mutant genin etkisi eğer organizmanın yaşamkalım ve üreme şansını azaltıcı yönde ise, muhtemelen bu gen çocuklara taşınamayacaktır. Diğer deyişle, sözkonusu mutant gen, havuzda uzun süre yaşayamayacaktır. Öte yandan, bu mutant gen, organizmanın yaşamkalım ve üreme şansını yükseltme yönünde bir etkiye sahip ise, bu sefer, sözkonusu mutant gen daha çok sayıda (yeni nesile taşıyacak olan) yeni nesile taşınacaktır ve sonuçta gen havuzunda bu mutant genden çok sayıda yer alacaktır. Böylece her gen havuzu zaman içinde dereceli olarak farklılaşır. Birer birer mutant genler doğar ve gen havuzuna yayılırlar. Bir çok kuşak sonra, gen havuzu çok sayıda yeni gen ile dolar. Bu genlerden yapılmış bireyler, bir zamanların havuzundan elde edilmiş bireylerden çok farklı görünümdedirler. Yeni türler evrimleşmektedir.

Ancak bir gerçek olması bakımından belirtmek gerekir ki, mutasyonların çoğu zarar vericidir. Sadece çok az sayıda mutasyon, yaşamkalım ve üreme şansını yükseltmesi bakımından yararlıdır.
16 17

9

Adaptasyon ve Doğal Seçilim
Buraya kadar, yeryüzündeki yaşamın evriminin, kalıtım ve mutasyon gibi iki süreç ile nasıl sürdürüldüğünü gördük. Bu iki süreç 4 milyar yıl önce var olan tek bir canlıdan, bu gün yeryüzünde gördüğümüz binlerce farklı türün nasıl geldiğini açıklamak için yeterlidir. Ancak, evrimsel biyologlar sadece türlerin çeşitliliğiyle değil, aynı zamanda, her biri belirli işlevleri yerine getirmek üzere desenlenmiş özelliklere sahip türler arasındaki ayırıcı farklılıklarla da ilgilenmektedir.
BU ÖZELLİKLERİ AÇIKLAYABİLMEK İÇİNKALITIMVE MUTASYONYETERLİ DEĞİLİR.

Göz, belirli bir amaç için desenlendiğini düşünebileceğimiz bir karakteristiğin klasik örneğidir. Gözün görmek için desenlendiği düşünülebilir. Bir fotograf makinesi gibi, göz bir netleştirmeyi sağlayan mercek ve merceğin odak alanı üzerinde yer alan ışığa duyarlı bir yüzeye sahiptir. Göz, merceği koruyacak bir cornea’ya ve gerektiği kadar ışığın girmesini kontrol eden bir iris’e sahiptir. Bunlar, görmek için desenlenmiş, karmaşık bir makinenin parçalarıdır.

BUNLAR ANCAKBİR ÜÇÜNCÜSÜREÇİLE AÇIKLANABİLİR: DOĞAL SEÇİLİM.

18

19

10

Yararlı bir Plan
Aynı şey, diğer hayvan ve bitkilerin birçok organları için de söylenebilir.

Plana İlişkin Eleştiriler
Yüzyıllar boyunca Batı’da insanlar, adaptasyonların, Tanrının reddedilemez bir kanıtı olduğunu düşündüler. Bu görüşün en ünlü örneği İngiliz teolog William Paley’dir (1743-1805). Natural Theology (1802) adlı kitabında, Paley, göz ya da kanat gibi adaptasyonları insanlar tarafından geliştirilen saat ya da zamanlayıcılar ile karşılaştırdı.
YERDEBİRSAAT GÖRSEYDİNİZBUNUN ŞANSESERİORTAYA ÇIKTIĞINISÖYLEYEBİLİR MİYDİNİZ?

KANATLAR, UÇMAK İÇİN YAPILDI, KALP,KANI POMPALAMAK İÇİN YAPILDI. ÇİÇEKLER, BÖCEKLERİÇEKMEK İÇİN YAPILDI.

DOĞALOLARAK, BUNUNAKILLIBİR PLANLAYICI TARAFINDAN YAPILDIĞINI SÖYLERDİNİZ.

Tüm bunlar, ancak parlak bir mühendisin, belirli amaçları gerçekleştirmek için inşâ ettiği özelliklerdir. Biyologlar bu özellikleri adaptasyonlar olarak adlandırmaktadır.
20

Ve tıpkı bir saatin, bir saatçinin varlığına işaret ettiği gibi, Paley, göz’ünde bir gözyapıcısına yani Tanrı’nın varlığına işaret ettiğini ileri sürdü.

21

11

Tesadüfî değil...
Paley bir konuda haklıydı. Göz ya da saat gibi karmaşık makineler maddenin son derece olasılığı düşük oluşumlarıdır. Bunların tek bir kozmik tesadüfle oluşmuş olduklarını savunmak gülünç olacaktır. Bu, bir çöplüğün üzerinde çıkan bir fırtınanın, çöplükteki malzemeyi bir Boeing 747’yi oluşturacak biçimde bir araya getireceğini savunmaktan farklı değildir.

Natura non facit saltum (Doğa Atlama Yapmaz)
Ancak, Paley’nin yanılgısı, böylesi gülünç bir senaryoya alternatif olarak göz ve diğer adaptasyonların bir Tanrı tarafından planlandığını düşünmesinde yatmaktaydı. Darwin’in doğal seçilim yaklaşımı bir başka alternatifin varlığını ortaya koymaktaydı. Darwin, göz gibi karmaşık makinelerin -doğaüstü bir takım güçlerin varlığını gerektirmeksizin- tamamen doğal bir süreç ile evrildiğini ileri sürdü.
CANLILAR ÇOK SAYIDAKİ KÜÇÜK DEĞİŞİMLERİN TOPLANMASIYLA EVRİLİR. DARWİN’DEN UZUNZAMANÖNCE DOĞANINATLAMA YAPMAYACAĞINI SÖYLEMİŞTİM... NON FACIT SALTUM.

Botaniğin Felsefesi Carolus Linnaeus 1751

CAROLUS LINNAEUS (1707-1778)
22 23

12

Kazara Gelişme
Evrimsel biyolojinin, göz gibi karmaşık oluşumların nasıl oluştuğunu açıklama biçimi işte budur! Adaptasyonlar bir kerede, büyük bir mutasyon ile değil, kademe kademe, küçük mutasyonların birikimi ile evrimleşir. Mutasyonlar seçkisiz olarak ortaya çıkar, zihindeki bir plana dayalı olarak değil.

Gözün Evrimi
Gözle ilgili olarak, örneğin, ilk küçük değişiklik muhtemelen bir küçük deri parçasının ışığa duyarlığında bir artma ile gerçekleşti. Tüm deri yüzeyi aslında ışığa duyarlıdır. Muhtemelen, gözsüz atalarımızın çocuklarından birisi, derisi ışığa normalden biraz daha fazla duyarlı olarak doğdu.

BENİMGÖZSÜZ ATAMBİRMUTANT BEBEĞİNİNOLMASINA “KARAR”VERMEDİ.

ÇOĞU MUTASYON BİRGELİŞMEYE YADAİLERLEMEYE YOLAÇMADIĞIİÇİN, GENHAVUZUNDA YAŞAYAMAZLAR.

BENBİRGÖZE SAHİBİMÇÜNKÜ GENLERİMDENBİRİ MUTASYONA UĞRADI.

FAKAT,BAZEN YARARSAĞLAYICIBİR MUTASYONGERÇEKLEŞİR VEBUMUTANTGEN, GENHAVUZUNA YAYILIR.

24

25

13

Sözkonusu kaza “şans getiren” bir kaza olarak gerçekleşti, çünkü bu kaza mutant yavrunun avcının gölgesini daha çabuk farketmesini ve anne-baba ve diğer kardeşlerine göre avcıdan daha hızlı kaçmasını sağladı.

Fakat, şanslı mutant daha başarılıydı ve çok sayıda yeni nesil üretti. Ayrıca, bizim şanslı mutant, ışığa-duyarlı deri parçasına ilişkin geninden çocuklarına da aktardı, böylece yeni gen tüm popülasyona yayıldı ve sonunda da herkes bu ışığa duyarlı oluşumlara sahip oldu. Sonra, başka mutasyonlar da oldu ve bunların yine bir kısmı yararlı mutasyonlardı. Işığa duyarlı deri parçaları, ışığa duyarlı oyuklara dönüşmeye başladı, bu oyuklar sıvı ile doldu ve sonunda da bu sıvı bir mercek ile kaplandı. Göz sonunda doğal seçilim süreci ile evrilmiş oldu.
Pigment hücreler

Pigment hücreler

Epitel hücreleri

Sinir lifleri

Sinir lifleri Hücresel sıvı

Su-dolu oyuk
BİRGÖZÜN YÜZDEBİRİBİLE HİÇGÖZÜN OLMAMASINDAN DAHAİYİDİR.

Epitelyum

Pigment Katmanı (retina) Optik sinir Cornea Mercek Retina Cornea İris Mercek

Tabii ki, diğer birçok kaza bu örnekteki gibi şans getiren kazalardan olmadı; hatta ortaya çıkan alışılmadık bir takım garip özellikler organizmaya herhangi bir avantaj sağlamadığı gibi, onu daha dezavantajlı bir duruma düşürdü. Bu mutantlar yeni nesil üretemediler.
26 27

Retina Optik sinir

14

Kör Saatçi
Dolayısıyla, doğal seçilim, adaptasyonları, kazara ortaya çıkan çok sayıdaki küçük farklılaşmaları birbirine ekleyerek inşa eder. İngiliz biyolog Richard Dawkins doğal seçilimi bir “kör saatçiye” benzetir. Bu bir saatçidir çünkü karmaşık saatler yapar, fakat bu bir kör saatçidir; çünkü bu saatleri bilinçli bir öngörü ile değil, bir dizi seçkisiz kazaların birikmesiyle yapar.
SADECE YARARLI MUTASYONLARBİRİKİR, ÇÜNKÜDİĞER MUTASYONLARYENİ NESİLEGEÇMEZ.

Yapbozun Parçalarını Biraraya Getiriyoruz
Evrimsel Psikoloji, Bilişsel Psikoloji ile Evrimsel Biyolojinin bir bileşimidir. Ancak neden bu iki parçayı biraraya getirmeliyiz ki? Bunların birbirleriyle ne işi olabilir ki? Yanıt gayet basit!

RICHARD DAWKINS (1941)

DOĞALSEÇİLİM ÜREME BAŞARISINDA İFADEBULUR.

BİLİŞSELPSİKOLOJİ, ZİHNİNSONDERECE KARMAŞIKBİRDESENİ İFADEETTİĞİNİ SÖYLEMEKTEDİR.

EVRİMSELBİYOLOJİİSE, BUKARMAŞIKDESENİN ANCAKDOĞALSEÇİLİM YOLUYLAOLABİLECEĞİNİ SÖYLEMEKTEDİR.

OHALDE, ZİHİNDOĞALSEÇİLİM SÜRECİİLEEVRİLMİŞ OLMALIDIR.

Böylece, evrimsel biyolojiye ilişkin gözden geçirmemizin de sonuna gelmiş bulunuyoruz. Şimdi artık “yap-boz”umuzun parçalarını bir araya getirmeye başlıyoruz.

Zihnin “karmaşık bir desen” olduğunu söylemekle ne demek istiyoruz? Peki zihin ne kadar karmaşık?

28

29

15

Genel-Amaçlı Sorun Giderici?
Evrimsel psikologlar zihni ilk incelemeye başladıklarında, zihnin son derece basit bir program olduğunu düşünüyorlardı.

Dilin Öğrenilmesi
İnsanların kolaylıkla yaptıkları şeylerden birisi de bir dili öğrenmektir. 1950’lerin sonlarına doğru, bir Amerikan dil bilimcisi olan Noam Chomsky, genel-amaçlı problem çözme programının, normal çocuklarla aynı koşullarda dili öğrenemediğini gösterdi.

ZİHNİBİZGENELAMAÇLIBİRSORUN ÇÖZÜCÜOLARAK DÜŞÜNDÜK.

HEPSİHEPSİBİRKAÇ GENELİŞLEMİİÇERENVE HERPROBLEME UYGULANABİLENBİR ZİHİNSELYAZILIM OLMALIYDI.

NOAM CHOMSKY (1928)

ÇOCUKLARINBİRDİLİ ÖĞRENEBİLMESİİÇİN, ÖNCEYETİŞKİNLERİN KONUŞMALARINI DUYMALARIGEREKİR. SİZNASILSIN? SİZMİYDİNİZ? GELDİNMİ? BİTTİ!? FAKATYETİŞKİN DİLİÇOKSAYIDAHATA İÇERİR,DOLAYISIYLA HANGİSİNİNDOĞRU, HANGİSİNİNYANLIŞ OLDUĞUNADAİRBİR İŞARETDEYOKTUR.

Bu denenceyi test etmeye başladıklarında, evrimsel psikologlar, bu düşüncelerinde yanıldıklarını gördüler. Çok kolay bazı programları yazarak, oldukça soyut bazı problemleri çözebileceklerini sandılar; ancak bu programların insanların kolayca yapabildiği şeyleri dahi yapmaktan oldukça uzak olduğunu kısa zamanda gördüler.

Bu hatalı veri seti için teknik terim “uyarıcı fakirliği” dir. Sadece bu bilgiye dayanarak dili öğrenmek, birkaç oyunu gözleyerek satrancın kurallarını öğrenmek gibi bir şeydir. Hangi bilgiye yoğunlaşacağını bilmeden bu şekilde öğrenmek neredeyse imkansızdır.
31

30

16

Dilin Kazanılması
Dolayısıyla, bir insan dilini öğrenebilecek tek program, sadece dil öğrenmeyle ilgili olarak, önceden programlanmış bir yazılımdır. Chomsky, insan dillerinin ne tür kurallarının olduğunu bilen zihinde, doğuştan getirdiğimiz bir “Dil Öğrenme Aygıtı”nın varlığını önerdi. İnsan dillerine ilişkin sınırlı sayıda yapıdan sözedebiliriz ve bunların hepsine birden “Evrensel Gramer” adı verilir.
ÇOCUKLAR, ÇEVRELERİNDE KULLANILANDİL KURALLARINI, DOĞUŞTANGETİRDİKLERİ EVRENSELGRAMER BİLGİSİNDENSEÇİP ALIRLAR.

Görme
Chomsky’nin öncül çalışması, psikolojinin diğer alanlarında yapılan benzer keşifler tarafından izlendi. David Marr (1945-1980) çok basit gibi görünen “görmenin” de aslında ne kadar karmaşık olduğunu gösterdi. Bir robotun son derece basit bir takım nesneleri tanıyabilmesini sağlayacak bir programın yazılması dahi inanılmaz derecede zor bir iştir.

BİRÇOCUK İLKDİLİNİ KAZANIRKENİŞE SIFIRDAN BAŞLAMAZ.

TIPKIBENİM DİLÖĞRENMEK İÇİNÖZEL-AMAÇLI BİRPROGRAMIN GEREKTİĞİNİ BULDUĞUM GİBİ....

GÖRMENİN;KENAR, HAREKET,RENKVEDERİNLİĞİ YAKALAMAKİÇİNGEREKLİ KURALLARIİÇEREN,ÖZELBİR YAZILIMIGEREKTİRDİĞİNİ BULDUM.

DAVID MARR

İnsan

Kol Ön kol El

Bu bakımdan, dil öğrenilmiş bir şey değildir; daha uygun bir biçimde ifade edecek olursak, dil, tıpkı bir biyolojik organ ya da bir içgüdü gibi, doğal olarak gelişir.
32 33

David Marr’ın görme kuramı: Üç boyutlu imgeleri biz silindirler gibi daha basit yapılardan yukarıya doğru oluştururuz.

17

Modülerlik
Bilişsel psikologlar, zihnin, ilk düşündüklerinden çok daha karmaşık olduğunu farketmeye başladılar. 1983’de, Amerikan filozof ve psikolog Jerry Fodor çarpıcı bir sonuca ulaştı. O’na göre, zihin tek ve genel-amaçlı bir program olmamalıydı; tersine, zihin, her biri kendi kurallarına sahip olan çok sayıda özel-amaçlı programın bir toplamı olmalıydı.
ZİHİN TEKBAŞINA GENEL-AMAÇLIBİR PROGRAM OLAMAZ.

Modüler zihin yaklaşımı halâ oldukça yeni ve halâ birçok bilişsel psikolog tarafından kabul görmüyor olmasına karşın, gittikçe daha etkili bir hale gelmektedir. Bu yaklaşım, çok yeni bir fikir olmakla beraber, bir bakıma oldukça eski bir fikrin yeniden canlanması olarak düşünülebilir. Yüzyıllar boyunca insanlar zihni değişik “fakültelere” böldüler. Franz Joseph Gall (1758-1828) zihni düzinelerce farklı kısımlara ayırdı.

JERRY FODOR (1935- ) JOSEPH GALL (1758-1828)

ZİHİN, HERBİRİKENDİ KURALLARINASAHİPOLAN BİRÇOKÖZEL-AMAÇLI PROGRAMINBİRTOPLAMI OLMALIDIR.

TIPKI ÜNİVERSİTELERİN FAKÜLTELERE BÖLÜNMESİ GİBİ...

MERKEZi SÜREÇLER

GÖRME MODÜLÜ

Fakülte psikolojisi 20. yüzyılın başında tamamen terkedilmişti; fakat şimdi, modüler zihin kuramı ile yeniden güç kazanmaya başladı. Fodor bu özel-amaçlı programları “modüller” olarak adlandırdı.
34 35

18

Kütlesel Modülerlik
Evrimsel psikolojideki bir çok gelişmeye öncülük etmiş bulunan, iki Amerikalı psikolog, John Tooby ve Leda Cosmides insan zihninde yüzlerce ve hatta belki de binlerce özel-amaçlı modülün yer aldığını ileri sürdüler.

ZİHNİ, ÇOKSAYIDA FARKLIİŞLEVLERE SAHİP,BİRÇAKIYA BENZETİYORUZ.

Fodor 1983’de yazdığı The Modularity of Mind (Zihnin Modülerliği) adlı kitabında “fakülte psikolojisi” geleneğine bir geri dönüşü önerdiğinde, yüzlerce modülü öngörmemişti. Sadece bu fakültelerin bir kaçını önermekteydi. Önerisinde duyusal uyarıcıları ya da girdileri işlemek üzere bir dizi modülden sözediyordu (görme, işitme, tad, dokunma, koku ve dil), o kadar. Fodor, bu “uyarıcı sistemleri”nin, “merkezi süreçler” olarak adlandırdığı genel-amaçlı programlara bilgi girdisi sağladığını savundu. Fodor’un açıklamasında merkezi süreçler modüler değildi. Fodor evrimsel psikolojinin çok ileri gittiğini düşünüyordu.
MODÜLERLİK BİRAZFAZLA İLERİGİTTİ!

JOHN TOOBY
HERBİRİ BELİRLİBİRGÖREV İÇİNDESENLENMİŞ YAPILARDAN OLUŞAN BİRÇAKI.

LEDA COSMIDES

Daha sınırlı bir modülerlik anlayışından ayırdetmek için, bu görüş, bazen “kütlesel modülerlik” olarak da adlandırılır.
36 37

19

Merkezi Süreçler Yok
Evrimsel psikologlar, zihnin genel-amaçlı bir program olduğunu nasıl reddettilerse; aynı şekilde Fodor’un “genel-amaçlı merkezi süreçler” fikrine de karşı çıktılar.
GENEL-AMAÇLIPROBLEM ÇÖZÜCÜLERYOKTUR,ÇÜNKÜ “GENELPROBLEMLER” YOKTUR,SADECESPESİFİK OLANLARVARDIR.

Modüller ve Adaptasyonlar
Bir modüler zihin, belli ki, tek bir genel-amaçlı programdan çok daha karmaşıktır. Modüler zihin, bilgiyi işlemek üzere, birlikte son derece uyumlu biçimde çalışan çok sayıda içiçe geçmiş parçalardan oluşmaktadır. Bir biyolojik organ gibi doğal olarak gelişen, doğuştan gelen bir yapıya sahiptir. Evrimsel biyolojiye göre, bu karakteristikler yalnızca doğal seçilimin bir sonucu olarak gerçekleşir.
OHALDE,ZİHNİN FARKLIPARÇALARININ NASILEVRİMLEŞTİĞİNİ SORABİLİRİZ, DEĞİLMİ?

EVRİMSEL PSİKOLOJİBUSORUYU YANITLAMAKÜZERE ÖNERİLENBİR ARAŞTIRMA PROGRAMIDIR.

UYARICI SİSTEMLERİ MODÜLERİSE, MERKEZİSÜREÇLER NEDENMODÜLER OLMASINKİ?

38

39

20

Adaptasyonlar ve Çevresel Koşullar
Evrimsel psikolojiye göre, mental modüller doğal seçilim yoluyla ortaya çıkmış adaptasyonlardır. Her bir adaptasyon, bir adaptif problemi çözmek içindir. Bir adaptif problem ise, organizmanın yaşamkalımı ve üreyebilmesi için gereksinim duyduğu bir şeydir.

Evrimleşen Modüller
Farklı çevresel koşullar, farklı adaptif sorunları gündeme getirir ve bunlar da farklı adaptasyonları gerektirir. Yerin altında, ışığın olmadığı koşullarda bir göze sahip olmanın fazla bir anlamı yoktur. O halde, adaptasyonu anlayabilmek için, evrimin gerçekleştiği çevre hakkında da bir miktar bilgi sahibi olmamız gerekir. İçerisinde insan zihnine ilişkin değişik modüllerin evrimleştiği çevresel koşullar nasıldı? Aslında bu, şaşırtmaca bir sorudur; çünkü, modüllerin hepsi aynı zamanda evrilmemiştir, dolayısıyla aynı çevresel koşullarda da evrilmemiştir. Bazı modüller, en yakın akrabamız olan şempanzeden insan türü ayrıldıktan sonra, yani göreli olarak daha yakın zamanlarda evrildi. Bu modüller, tamamiyle insana özgü olan modüllerdir.
Yeni Dünya Maymunları Prosimianlar Eski Dünya Maymunları Goriller Orangutanlar İnsanlar Şempanzeler

ÖRNEĞİN,BİRÇOK HAYVANINYÜZYÜZE GELDİĞİÖNEMLİBİR PROBLEM,VÜCUDUN SICAKTUTULMASINA İLİŞKİNDİR.

Gibbonlar

Sivapithecus 10 Australopithecus 20

Proconsul

BAZI HAYVANLARBU SORUNUKÜRK GELİŞTİRMEK SURETİYLE ÇÖZERLER.

30

Aegyptopithecus 40

DİĞERLERİİSE KALINBİRYAĞ KATMANI İLEÇÖZERLER.

50

60 Milyon Yıl Önce

40

41

21

Ortak ve Özgül Modüller
Diğer modüller ise, insan ve sürüngenlerin ortak atası daha hayattayken, çok uzun zaman önce evrildi. Bu modüller insana özgü modüller değildir. Sürüngenlerin zihninde de benzer modüller yer alır. Bu, zihnimizde sürüngen modülleri taşıyoruz anlamına gelmez. Çünkü, tüm adaptasyonlarda olduğu gibi, zihinsel modüller ortaya çıktıktan sonra da evrimleşmeleri durmaz. Çevresel koşullarla birlikte değişmeye devam ederler. Örneğin, insanlar da, timsahlar da, gözün ilk olarak evrildiği, aynı atasal türden geldikleri için, bir göze sahiptirler. Fakat bu, insanların bir sürüngen gözüne sahip oldukları anlamına gelmez.

Eğer insana ilişkin ayırdedici, yani diğer hayvanlarla ortak olmayan modülleri çalışmak istiyorsak; atalarımızın -insan evrimsel dizgesi şempanzelerinkinden ayrıldıktan sonraki dönemde- yaşadığı çevresel koşullara bakmamız gerekir.
OZAMANDAN YAKLAŞIK100,000YIL ÖNCESİNEKADARDOĞU AFRİKASAVANLARINDA YAŞIYORDUK.

BU,YAKLAŞIKALTI MİLYARYILÖNCE OLDU.

İNSANLAR VETİMSAHLAR BİRBİRİNDEN FARKLIGÖZLERE SAHİPTİRLER. İNSANGÖZÜFARKLI BİÇİMDEEVRİMLEŞMİŞTİR, ÇÜNKÜ,İNSANINVE TİMSAHINGELDİĞİ EVRİMSELDİZGE FARKLILAŞMIŞTIR.

42

43

22

Afrika’nın Dışı
Yaklaşık 100,000 yıl önce, atalarımızın bir kısmı Afrika’nın dışına göç etmeye başladılar ve sonunda da tüm dünyaya yayıldılar. Öte yandan 100,000 yıl sadece 5,000 nesil demektir ki, bu da büyük evrimsel değişmelerin ortaya çıkması için son derece kısa bir süre demektir. Bu süre içerisinde insan zihni de fazla değişmedi; dolayısıyla, bu dönemdeki değişmeleri zihnin evrimini tartışırken çok fazla dikkate almayacağız. Diğer bir deyişle, bundan 10,000 yıl öncesinde tarımın doğuşundan bu güne kadar olan insan uygarlık ve kültürüne ilişkin tarihçe, insan zihninin desenlenmesini anlamamız için çok da gerekli değildir.
ZİHNİMİZŞEHİR DÜNYASINDA EVRİLMEDİ,ZİHNİMİZ SABANYADAÇİFTLİK DÜNYASINDADA EVRİLMEDİ.

Sosyal Çevre
Afrika savanlarında yaşam nasıl bir şeydi? İklim sıcak ve güneşliydi. Geniş düzlükler, sık olmayan ağaçlar ve uzun otlaklarla kaplanmıştı. Ağaçların bir kısmı, meyve ve yemişler gibi, yüksek kaliteli besin sağlıyordu. Bu, insan zihninin evrildiği fiziksel çevredir. Ancak, insan zihninin evrimi söz konusu olduğunda sosyal çevre de bir o kadar, hatta daha fazla, önemlidir.

SOSYALÇEVRE, ÇEVRENİZDEKİ DİĞERZİHİNLER ANLAMINA GELMEKTEDİR.

BİZLERHIZLI OTOYOLLARDA YAŞAYAN“TAŞDEVRİ İNSANLARIYIZ”

Primatların çoğunda olduğu gibi, bizim atalarımız da birbirine sıkıca bağlı gruplarda, karmaşık sosyal bir yapı içerisinde yaşadılar. Grup içerisindeki diğer insanlarla etkileşmek, yaşamkalım açısından, avcıları farketmek ve onlardan kaçmak kadar önemliydi.

44

45

23

Adaptif Problemler
Şimdi en yakın atalarımızın yaşadıkları çevresel koşullar hakkında biraz bir şeyler biliyoruz; artık ne tür adaptif problemlerle yüzyüze geldikleri hakkında konuşabiliriz. Ne tür adaptif problemlerle karşılaştıklarını bildiğimiz zaman, bu problemleri çözmek üzere doğal seçilim sürecinin ürettiği zihinsel problemlerin neler olabileceği hakkında akla yatkın tahminlerde bulunabiliriz. Sonra da, tıpkı diğer bilim alanlarında olduğu gibi, söz konusu tahminlerin doğru olup olmadığını görmek üzere delil toplamaya çalışabiliriz.

Avcıdan-Kaçınma Modülleri
Genlerin bakış açısından, avcılardan kaçınmak çok önemlidir. Genler, eğer sahipleri bir avcı tarafından yenmişse, kendilerini sonraki nesillere aktaramazlar. O halde, sahiplerinin avcılardan kaçınmasını sağlayan genler popülasyona yayılacaktır.

ARKADAŞLIK VE ORTAKLIKLAR KURMAK

O halde, insansı atalarımızın karşılaştıkları adaptif problemler nelerdi? Biyoloji, primatoloji, arkeoloji ve antropoloji alanlarından, en önemli adaptif problemlerin neler olabileceğine ilişkin değişik görüşler öne sürülmektedir.
FAKAT GENLER DAVRANIŞIN DOĞRUDAN NEDENİ DEĞİLDİR.

Resimde görülen hedeflerin tümü de genlerimizin aktarılması bakımından önemlidir. O halde, doğal seçilimin atalarımızın söz konusu hedefleri gerçekleştirmeleri için zihinsel modülleri desenlediği söylenebilir. Avcılardan kaçınma ile başlayarak, bundan sonraki kısımlarda bu modülleri ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

DAHAZİYADE, GENLERMENTALMODÜLLERİN YAPILMASINAYARDIMCI OLURLARVEMENTAL MODÜLLERDEDAVRANIŞA NEDENOLUR.

AVCIDAN-KAÇINMAİLE İLGİLİGENLER,AVCIDANKAÇINMAMODÜLÜNÜ YAPMAKİÇİNÇALIŞIRLAR.

46

47

24

Avcıdan-kaçınma modeli nasıl bir şeydir? Bir kere, olası avcıları farkedebilmelidir, bunların tehlikeli olanlarını olmayanlarından ayırdedebilmelidir ve –gerçek bir tehlike durumunda- kaçınma ya da savunma davranışlarını tetikleyebilmelidir.

Avcıların Fark Edilmesi
Avcıdan-kaçınma sisteminde ele alacağımız ilk modül, olası avcıları fark etme işini yerine getirmektedir. Ancak, her fark etmeye dayalı sistemde olduğu gibi, burada da sistemin keskinliği ile hızı arasında negatif yönlü bir ilişki söz konusudur. Bir hırsız alarmını düşünelim. Bir yandan alarm sisteminizin dakik olmasını istersiniz; örneğin, sokak kedileri tarafından harekete geçmesini istemezsiniz. Diğer bir deyişle, yanlış alarm istemezsiniz. Öte yandan da, hırsızın eve girme girişiminde alarmınızın hemen devreye girmesini istersiniz. Söz gelimi, hırsız evden ayrıldıktan beş dakika sonra alarmın harekete geçmesini istemezsiniz.
PROBLEM, EVEGİRENİNBİR HIRSIZMI,YOKSA BİRKEDİMİOLDUĞUNUN ANLAŞILMASININZAMAN ALMASINDAN KAYNAKLANMAKTADIR.

AVCIYI FARK ETME MODÜLÜ

YANLIŞ ALARM MODÜLÜ

ÇILGIN ALARM GÜVENLİK ŞİRKETİ

KAÇMA TEPKİSİ MODÜLÜ

ASLINDA YUKARIDAKİ İŞLEMLERİN HER BİRİ AYRIBİR MODÜLTARAFINDAN YERİNEGETİRİLİYOR OLABİLİR.

DOLAYISIYLA, AVCIDAN-KAÇINMA,TEKBİR MODÜLDENZİYADE, BİRGRUP ALTMODÜL TARAFINDANDÜZENLENİYOR OLABİLİR.

Alarmın keskinliği arttıkça, harekete geçme hızı yavaşlayacaktır. Bunun tersi de doğrudur; alarmınızdan hızlı tepki beklediğinizde, bu sefer de yanlış alarm oranı yükselecektir.
48 49

25

Sizce hangisinin maliyeti daha yüksek olacaktır; yanlış bir alarmın mı, yoksa yavaş bir saptayıcının mı? Avcıların farkedilmesi söz konusu ise, bir yanlış alarm, gerçekte tehlikeli olmayan bir şeyden kaçmak suretiyle, enerjinizin boşa harcanmasına neden olacaktır. Öte yandan, bir yavaş saptayıcı avlanmanıza neden olabilecektir. Dolayısıyla, zaman zaman yanlış alarm veren hızlı bir sisteme sahip olmak, her zaman dakik çalışan yavaş bir sisteme sahip olmaktan daha iyidir. O halde, avcı-farketme modülünün, yavaş ve keskin olmaktan ziyade, hızlı ve hatalı olduğunu düşünebiliriz.

Yanlış Alarmlar
Siz, harekete geçen avcı-farketme modülüne tepki verirken, başka bir modül alarmın gerçek bir tehlikeden kaynaklanıp kaynaklanmadığına karar vermek için bir miktar daha zaman harcar. Eğer tehlike gerçek ise, kaçınma davranışı devam edecektir. Öte yandan, eğer ikinci modül, ilk modülün bir yanlış alarm verdiğine karar verirse, o zaman kaçınma davranışı ortadan kalkacaktır.

ZARARLI MI, DEĞİLMİ?

50

51

26

İki Sinirsel Yol
Böylesi bir durumun gerçekten var olduğuna ilişkin bazı kanıtlar elde edilmiştir. Amerikalı sinirbilimci Joseph LeDoux -avcıdan kaçmaya ya da avcının farketmemesi için donakalmaya bizi hazırlayan- korku duygusunun iki sinirsel mekanizma ile ilişkili olduğunu gösterdi. Bunlardan birincisi “hızlı ve kirli” mekanizmadır. Adından anlaşılacağı gibi bu mekanizma çok hızlıdır, fakat aynı derecede keskin değildir. Sık sık yanlış alarm verir. İkinci mekanizma çok daha keskindir, ama daha yavaştır.

ÖRNEĞİN, DİYELİMKİ,ORMANDA YÜRÜRKENİNCE,UZUN, KIVRIMLIBİRNESNENİN AĞAÇTANSARKTIĞINI GÖRDÜNÜZ...

Duyusal Korteks
DONAKALIRSINIZ, ÇÜNKÜHIZLI-KİRLİ MEKANİZMABUNUNBİRYILAN OLDUĞUNUDÜŞÜNÜR.

uzun yol kısa yol Duyusal Talamus

Amygdala

Duygusal Uyarıcı

Duygusal Tepki

Korku duygusuna ilişkin iki sinirsel yol.

ARDINDAN, MİLİSANİYELERSONRA GEVŞERSİNİZ,ÇÜNKÜYAVAŞDAKİKMEKANİZMAASLINDA BUNUNBİRAĞAÇPARÇASI OLDUĞUNUFARKEDER.

BU MEKANİZMALARIN HERİKİSİNEBİRDEN SAHİPOLMAKBİR AYRICALIKTIR.

Hızlı-kirli mekanizma beladan hızla kurtulmanızı sağlar, fakat zaman zaman yanlış alarmlar verir. Yavaş-temiz mekanizma, ne zaman alarmın yanlış verildiğini söyler ve tepkide bulunarak enerjinizi daha fazla boşa harcamanızı önler. Bazen yavaş-temiz mekanizma devreye girmez ve yanlış alarmlara tepki vermeye devam edip dururuz. Belki de, fobilerde olan şey de budur. .

52

53

27

Yiyecek Tercihi Modülleri
ÇEVRENİZDEKİTÜMBU POTANSİYELOLARAK YENİLEBİLİRŞEYLERİN ARASINDABAZI YİYECEKLERBESLEYİCİ, BAZILARIZEHİRLEYİCİVE BAZILARIDANEBESLEYİCİ NEDEZEHİRLEYİCİDİR.

Yağ ve Şeker
Hayvansal yağ ve şeker oldukça besleyicidir; fakat atalarımızın yaşadığı Afrika savanlarında bunlar oldukça azdı. Hayvansal yağ alabilmek için öldürmek ya da başkası tarafından öldürülmüş bir leşe ortak olmak gerekiyordu. Şeker alabilmek için de olgunlaşmış bir meyveye ulaşmak gerekiyordu. Her ikisi de karmaşık ve çoğu zaman da tehlikeli işlerdi. Böylesi bir durumda, yağ ve şekere yönelik güçlü istek son derece adaptif olmalıydı.
BÖYLESİGÜÇLÜ İSTEĞESAHİP OLANLARDAHA YÜKSEKBİROLASILIKLA YAĞVEŞEKER İSTEYECEKLERDİR...

DOĞRUYİYECEĞİ TÜKETMEK, YAŞAMKALIM AÇISINDAN, AVCILARDANKAÇINMAK KADARÖNEMLİDİR.

...GÜÇLÜKVE TEHLİKELERE RAĞMEN.

Sahiplerini besleyici yiyecekleri yemeye ve zehirleyici olanlardan kaçınmaya eğilimli kılan genler popülasyonda yayılır. Ancak, avcı-kaçınmada olduğu gibi, genler davranışa doğrudan neden olmazlar. Genler, bizim bazı yiyecekleri isteyip, diğerlerini sevmememimizi sağlayacak zihinsel mekanizmalar geliştirirler.
54

Dengenin sağlanması bakımından, belli ki, atalarımız bu besleyici yiyeceklerden daha çok tüketerek genlerini, yağ ve şekerden hoşlanmaya yönelik genleriyle birlikte, daha yüksek bir olasılıkla aktardılar.
55

28

Çevresel Uyumsuzluk
Gereğinden fazla tüketildiği zaman yağ ve şeker zararlıdır, fakat atalarımızın içinde yaşadıkları çevrede bunlar azdı ve dolayısıyla da yağ ve şekeri gereğinden fazla tüketme şansları pek yoktu. Oysa bu gün, evrimleşmiş ağız tadımıza hizmet eden lokanta ve süpermarketlerimiz var. Artık yağ ve şeker bulmamız o kadar güç değil.

İğrenme
Doğru yiyeceği yemek sadece besleyici yiyeceği aramak ile sınırlı değildir. Zehirli yiyecekten kaçınmak da bir o kadar önemlidir. Tıpkı doğal seçilimin yağ ve şekeri tercih etmemizi sağlayan modülleri desenlediği gibi, bozulmuş yiyecek ya da dışkı yemekten kaçınmamızı sağlayan modülleri desenledi.

BUZEHİR-SAPTAMA MODÜLLERİİĞRENME DUYGUSUBİÇİMİNDE ÇALIŞIR. YAĞVEŞEKERE YÖNELİKGÜÇLÜ İSTEĞİMİZ DEĞİŞMEDİ.

ŞİMDİBİRÇOKİNSAN BUNLARDAN GEREKSİNİM DUYDUKLARINDAN DAHAFAZLASINI YİYOR.

Bizler böylesi farklı bir çevrede yaşamak üzere desenlendik ve şimdiki “çevresel uyumsuzluk” günümüzdeki sorunların çoğunun kaynağını oluşturmaktadır.

Diğer bir deyişle, modül, zehirleyici olduğunu düşündüğü bir yiyecek saptadığında, -herhangi bir bilinçli düşünme olmaksızın- bizim o yiyecekten kaçınmamızı sağlayan, iğrenme duygusunu harekete geçirir.
57

56

29

Bağ-Kurma Modülleri
Avcılardan-kaçınma ve doğru yiyeceği yeme gibi, fiziksel çevrenin dayattığı iki adaptif problemi gözden geçirdik. Oysa, zihnin evrimini göz önünde bulundurduğumuzda, sosyal çevrenin dayattığı problemlerin de bir o kadar önemli olduğunu görüyoruz. Sosyal çevre ile, birlikte yaşadığınız diğer türdaşlardan söz ediyoruz. Birçok hayvan için sosyal çevre neredeyse yok gibidir, bunlar yalnız yaşarlar.

Gruplar Halinde Yaşamak
Primatlar, diğer hayvanlarda pek alışık olmadığımız bir tarzda, karmaşık ortaklıkların, ast-üst ilişkilerinin yer aldığı, birbirine sıkı sıkıya bağlı sosyal gruplar içerisinde yaşarlar.

BENKENDİ BAŞIMA YAŞARIM.

GRUPLAR HALİNDEYAŞAMAK PRİMATLARAYARAR SAĞLAYICIDIR,ÇÜNKÜ AVCILARAKARŞI EKBİRSAVUNMA SAĞLAR.

SADECEÇİFTLEŞMEK İSTEDİĞİMDEDİĞER KURBAĞALARA TAKILIRIM.

Bir avcı için grup içindeki bir hayvanı avlamak, yalnız kalmış olanı avlamaktan daha zordur. Çünkü, grup içinde olmanız sayesinde, daha çok sayıda avcısaptayıcı gözünüz olacak demektir ve gruptan birisi saldırıya uğradığında grubun diğer üyeleri yardıma gelecek demektir.
58 59

30

İttifaklar ve Koalisyonlar
Oysa, grup yaşamı da primatlara bazı adaptif problemleri dayatır. Çevrenizdeki çok sayıda ve aynı yiyecek tercihine sahip türdaşınız ile rekabet daha amansız olmaya başlar. Kıt kaynaklar için çatışmalar günlük yaşamın bir parçası haline gelmektedir.

Grupların Genişlemesi
Atalarımız bu primat yaşam tarzına devam ettiler ve bu yaşam tarzını genişlettiler. Yaklaşık 6 milyon yıl önce insan dizgesi şempanze dizgesinden ayrıldıktan sonra, insan grupları genişlemeye başladı.

BUPROBLEMİ ÇÖZMEBİÇİMİMİZ KÜÇÜK ORTAKLIKLAR KURMAKTIR.

İKİYADAÜÇÜMÜZ DİĞERGRUPÜYELERİNE KARŞIBİRBİRİMİZEDESTEK SAĞLAMAKAMACIYLA BİRKOALİSYON OLUŞTURURUZ.

GRUP BÜYÜKLÜĞÜNÜN ARTMASI,ORTAKLIK KURMANINYAŞAMKALIM AÇISINDANDAHAÖNEMLİ BİRHALEGELMESİ ANLAMINAGELİR.

Atalarımız için ortaklıklar ve arkadaşlıklar kurmak, doğru yiyeceği yemek kadar yaşamsal bir öneme sahip olmaya başladı. Ortaklıklar ve dostluklar kuramayanlar, avcıları fark edemeyenler kadar tehlikeli bir duruma düştüler.

60

61

31

Karşılıklı Diğergâmlık
Oysa, ortaklıkların kurulması hiç de kolay bir iş değildi. Buradaki ana sorun kazık atılması riskidir. Bir ortaklık “bana yardım edersen sana yardım ederim” tarzı bir düzenlemedir. Ortaklık, biyologların “karşılıklı diğergâmlık” olarak adlandırdıkları gibi, iyiliklerin alışverişidir. Fakat böylesi bir düzenlemede ortaya çıkan bir sorun söz konusudur.

Beleşçilik Sorunu
Beleşçilik problemini çözemeyen hayvanlar, grup içerisinde yaşayamazlar. Bunun nedeninini görmek için, ortaklık kurmuş ama içlerinden birisinin beleşçi olduğu bir hayvan grubu düşünelim. Ne zaman beleşçi tehlikede ya da aç olsa, grubun diğer üyeleri yardımına koşuyor. Grubun diğer üyeleri, beleşçiye yardım etmenin bedelini yaşamlarını tehlikeye atmak ya da kıymetli ve kıt yiyeceklerinin bir kısmını beleşçiye vermek suretiyle ödüyorlar. Beleşçi ortaklığın sağladığı faydaların tadını çıkarıyor, ama yardımın karşılığını vermek suretiyle bedeli ödemek gibi bir davranışta bulunmuyor.
ANLAŞILMADIĞI SÜRECE,BELEŞÇİ, TABİİKİ,YAŞAMKALIMVE ÜREMEKONUSUNDA, TOPLUM-YÖNELİMLİ SAFDİLLERDENDAHA BAŞARILI OLACAKTIR.

ORTAKLIĞIN ÜYELERİNDENBİRİSİNİN, KARŞILIĞINIVERMEDEN FAYDAELDEEDEBİLME RİSKİHERZAMAN VARDIR.

DOLAYISIYLADA, BELEŞÇİLİKGEN HAVUZUNDADAHA SIKÇARASTLANANBİR ÖZELLİKHALİNE GELECEKTİR.

DİĞER ÜYELERDENGELECEK YARARLARI,HİÇBİR ZAMANKARŞILIĞINI VERMEDEN,KABUL EDEBİLİRİM.

...VESONUNDA, HERKESBELEŞÇİ OLACAKTIR.

Bu sorun “beleşçilik” olarak adlandırılır ve grup-yaşamın dayattığı adaptif bir problem olarak kendisini gösterir.

Fakat sonunda, kimse kimseye yardım etmez hale gelecektir. Ortaklık bozulacak, grup-yaşamın sürmesi daha fazla mümkün olamayacaktır.

62

63

32

İşbirliğinin Evrimi
Gruplar halinde yaşayan tüm hayvanlar beleşçilik problemine bir çözüm buldular. Farklı türler, farklı çözümler ürettiler. Yine de, her çözümde yerine getirilmesi gereken temel bazı koşullar söz konusuydu. Bu koşullar, 1980’li yılların başlarında, Amerikalı siyaset bilimcisi Robert Axelrod tarafından geliştirildi. Axelrod, ancak şu üç koşul sağlandığı taktirde beleşçilik sorununun çözülebileceğini gösterdi.

“Tit-for-Tat” ya da “Dişe Diş...”
Axelrod’un üç koşulu, beleşçilik sorununu çözmede neden gereklidir? Yanıt, ödül ve ceza ile ilişkili olmalıdır. Bu üç koşul sağlandığında, beleşçiler cezalandırılabilirler, işbirlikçiler de ödüllendirilebilirler. İyiliğe iyilikle karşılık vermeyi reddeden beleşçilere daha fazla iyilik yapmamak suretiyle cezalandırılabilirler. İşbirliği yapanlar, ihtiyaç duyduklarında yardım edilerek ödüllendirilebilirler. Bu basit strateji “tit-for-tat” ya da “dişe diş...” stratejisi olarak adlandırılmaktadır. Bir organizma grubu birbiriyle “tit-for-tat” temeline göre etkileşirse, beleşçiler daha fazla avantaj sağlayamazlar. Böylece, işbirliği ve grup sargınlığı devam edebilir.

1. Organizmalar tekrarlayan biçimde aynı organizmalarla karşılaşırlar.

3. Organizmalar bunlarla önceki karşılaşmalarının nasıl olduğunu, birbirlerine nasıl davrandıklarını hatırlayabilirler.

2. Organizmalar daha önce karşılaştıkları organizmaları tanır ve onları yabancılardan ayırt edebilirler.

BENİBESLEDİĞİN İÇİNTEŞEKKÜRLER! BİRDAHAKİSEFERE AYNISINIBENDE SENİNİÇİN YAPACAĞIM.

FARKLIBİLGİSAYAR PROGRAMLARININ BİRBİRLERİYLEYARIŞTIKLARI BİRTURNUVA DÜZENLEMEK SURETİYLEBUÜÇ KOŞULU KEŞFETTİM. 64 65

BESLEMİYORUM SENİ! BENAÇKENSEN BANAYARDIM ETMEMİŞTİN!

33

Bu üç koşulun hepsi de insansı atalarımız tarafından kullanıldı. Elli ile 100 kişinin yaşadığı, küçük, birbirine sıkı sıkıya bağlı gruplarda ilk koşul kolaylıkla yerine getirildi. Her gün aynı insanlarla etkileşiriz. İkinci koşul, gelişmiş bir yüz-tanıma modülünün evrilmesiyle sağlandı. Üçüncü koşul da, sosyal etkileşimi kaydetmeye yönelik sofistike bir belleğin evrilmesiyle karşılanmış oldu. BENİMİÇİNNE YAPTILAR? BENONLAR İÇİNNE YAPTIM?

Sosyal Değiş-Tokuş İçin Bilişsel Adaptasyonlar

ZİHİNSELBİRKAYIT TUTABİLMEKİÇİN, ÖNCELİKLE,DİĞERLERİNİN YAPTIĞIİYİLİKLERİN DEĞERİNİN BELİRLENMESİNEYÖNELİK BİRSİSTEM GELİŞTİRMELİYİZ.

BUNLARI,BİZİM YAPTIĞIMIZİYİLİKLERLE KARŞILAŞTIRABİLMEK İÇİNBİRYOLMUTLAKA OLMALI!

Her karşılaşmada onun bizim için ne yaptığı ve bizim onun için ne yaptığımız konusunda bir kayıt tutarız. Eğer kayıtlar, birisinin sistemli olarak, bizim ona yaptığımızdan daha azını bizim için yaptığını gösterirse, bir sonraki yardım talebinde ona daha az bir olasılıkla yardımda bulunuruz. Beleşçiyi işbirliğini reddetmek suretiyle cezalandırırız.
66

Leda Cosmides ve John Tooby bu hesaplamaları yapmak üzere özel bir takım modüllerin evrimleştiğini ileri sürdüler. Cosmides ve Tooby, bu bilişsel adaptasyonların, iyiliklerin değiş-tokuşundan, borsa işlemlerine kadar, alışverişle ilgili insan davranışlarının temeli olduğu fikrini önerdiler.

67

34

İyiliğindeğerinihesaplamakistediğimizde,“sosyalmuhasebe” modülleriyleyapılanhesaplarıniçerisineilgilibirçokdeğişkenin katılmasıgereklidir.İyiliğindeğeri;iyiliğin,vereneolanmaliyetiile alanaolanyararınınbirliktedeğerlendirilmesinigerektirir.Verene maliyetifazlaolaniyilik,verenemaliyetidahaazolaniyiliğegöredaha değerlidir.Alanaçokfaydasağlayanbiriyiliğindeğeride,alanaaz faydasağlayaniyiliğindeğerindendahafazladır.İyiliğindeğeriverene olanmaliyetininalanaolanyararınaoranıdır. Herhangibiriyiliğinmaliyetvefaydalarıöncedensabitlenmişdeğildir; bağlamabağlıdır.

Çocuklara ve Diğer Akrabalara Yardım Modülleri
Buraya kadar konuştuğumuz sosyal muhasebe ve tit-for-tat, diğergâmlık ve işbirliğinin katı bir karşılıklılık temelinde evrimleşebildiğini ileri sürmektedir. Eğer bu görüş gerçekten doğru olsaydı, karşılığında eşdeğer bir iyilik alacağına ilişkin yüksek bir olasılığı görmeden hiç bir hayvan diğerine yardımda bulunmazdı. Oysa bu, açık bir biçimde doğru olmayan bir görüştür.
DOĞA,KARŞILIK BEKLEMEKSİZİNDİĞER HAYVANLARAYARDIM SAĞLAYANHAYVANLARA İLİŞKİNÖRNEKLERLE DOLUDUR.
VEİNSANLAR BUNABİR İSTİSNA OLUŞTURMAZ.

SENAÇLIKSINIRINDA İKEN,SAHİPOLDUĞUN SONEKMEKPARÇASINI ARKADAŞINAVERİRSEN, BUİYİLİĞİNSANABEDELİÇOK YÜKSEKTİR.

OYSA, DAHAYENİBÜYÜK BİRYEMEKTEN KALKMIŞSAN, BUBEDELÇOK DÜŞÜKTÜR.

EĞERARKADAŞIN AÇLIKSINIRINDAİSE, AYNIYARDIM ARKADAŞINİÇİNSON DERECEFAYDALI OLACAKTIR.

FAKAT MASADANDAHA YENİKALKMIŞSAM BANAFAYDASIPEK FAZLA OLMAYACAKTIR.

Sosyal muhasebe modülleri tüm bu ayrıntıları göz önünde bulundurmalıdır.
68 69

35

Anne-babalık böylesi karşılıksız diğergâmlığın en açık örneğidir. Genç olanların bakıma ihtiyaç duyduğu bütün türlerde, anne-baba çocuklarının bir gün geri ödeyeceğini düşünmeden yardımda bulunur. İnsanlar, diğer türlerle karşılaştırıldığında, hiç bir karşılık beklemeden, en yoğun ve en uzun bakımı sağlarlar . O halde, önceki kısımda tartıştığımız sosyal-muhasebe’nin dışında başka bir bileşen daha sosyal-işbirliği modülleri içerisine girmelidir. Bu ne olabilir?

Akraba Kayırma
Anne-babalık örneği, bu bileşenin ne olacağına ilişkin bir ipucu sağlamaktadır. Biyologlar, hayvanlar dünyasında bu karşılıksız diğergâmlığı çalıştıklarında, gördüler ki, hepsinde ortak olan bir özellik sözkonusuydu. Bu tip bir diğergâmlık sadece genetik yakınlığı olanlara yöneltiliyordu. 1964’te, İngiliz biyolog William Hamilton, bunu açıklayan bir kuram ortaya attı. Hamilton, evrimin esasını oluşturan birimin organizma değil, gen olduğunu ileri sürdü.
YAKINAKRABALAR ARASINDABİRÇOKGEN ORTAKTIR;DOLAYISIYLA, TAŞIYICILARINIGENETİK YAKINLARINAYARDIM ETMEYEYÖNELTENGENLER ASLINDAKENDİLERİNİN KOPYALARINA YARDIM ETMEKTEDİRLER.

BÜYÜDÜĞÜNDE VEBEN YAŞLANDIĞIMDA,SEN DEBANA BAKACAKSIN DEĞİLMİ?

BİRGEN,BİRBAŞKASININ VÜCUDUNDAOTURANVE KENDİSİNİNBİRREPLİKASIOLAN BİRGENEYARDIMCIOLUYOR OLABİLİR.EĞERDURUMBÖYLEİSE, BUBİREYSELDİĞERGÂMLIKTIR, FAKATGENİNBENCİLLİĞİNİN ETKİSİYLEORTAYA ÇIKMAKTADIR.

ÜZGÜNÜM, BENKENDİ ÇOCUKLARIMA BAKMAKLA YETERİNCE MEŞGUL OLACAĞIM.

Anne-babaların çocuklarına sağladıkları bakım gibi, organizma düzeyindeki karşılıksız diğergâmlık, gen düzeyindeki “bencilliğin” sonucudur. 1975 yılında, İngiliz biyolog Richard Dawkins Hamilton’ın görüşlerini ünlü kitabı Gen Bencildir’de bir araya getirdi.
71

70

36

Ne Kadar Akrabasın?
Hamilton, karşılıksız diğergâmlığın, ancak organizmaların diğer organizmalarla aralarında olan “akrabalık derecesi”ni bir biçimde tahmin etme yollarını buldukça, evrimleşebileceğini gösterdi. Akrabalık derecesi, ortak bir atadan gelmenin bir sonucu olarak, bir organizmadan seçkisiz olarak seçilen bir genin bir başka organizmada da bulunması olasılığıdır. 1922 yılında, İngiliz genetikçi Sewall Wright (1889-1988) akrabalık derecesini, “akrabalık katsayısı” olarak adlandırdığı r sembolü ile gösterdi.

Hamilton Kuralı
Hamilton, her ne zaman, akrabalık katsayısının, diğergâm davranışın maliyetfayda oranından daha büyük olmasını garantileyen bir mekanizma yer alırsa, o zaman karşılıksız diğergâmlığın evrileceğini gösterdi. Bu aşağıdaki biçimde formüle edilebilir.
“c” YAPILANİYİLİĞİN YAPANAOLAN MALİYETİNİİFADE EDİYOR

r DEĞERLERİNİ
HESAPLADIM.

AŞAĞIDAKİ

VE“b” İYİLİĞİN ALANAOLAN FAYDASINI SİMGELİYOR.

BUNA HAMILTON KURALI DİYORUZ.

SEWALL WRIGHT

72

73

37

Kayırmacılığın Evrimi
Hamilton Kuralı’nı takip etmede atalarımıza yardımcı olmak üzere hangi zihinsel mekanizmalar evrimleştiler? Açıkça, atalarımız akrabayı akraba olmayandan ayırdetmek için ve akrabalık derecesini değerlendirebilmek (akraba-tanıma modülü) için bazı mekanizmalara sahip olmalıydılar. Dolayısıyla, akraba-tanıma modülü, iyilikleri dağıtma ve diğerlerine yardım etmeyi düzenleyen modül sisteminde yaşamsal bir kısmı oluşturmuş olmalıdır.

Külkedisi Sindrella Hakkındaki Gerçekler
1980’lerde, Martin Daly ve Margo Wilson adındaki iki Kanadalı psikolog, bu Darwinyen yordamayı test ettiler. Bir çalışmada, öz anne-baba ile üvey annebabaların çocuklarına sağladıkları bakımı karşılaştırdılar. Üvey anne-babalar evrimsel bakış açısından garip bir durumdadırlar: Kendilerinin olmadıklarını bildikleri bir çocuğa bakım sağlamaktadırlar. Hatta bu işi son derece titiz ve dikkatli bir biçimde de yapabilmektedirler. Evrim kuramı, böylesi bir durumda, çocuk bakım modüllerinin, biyolojik anne-babanın söz konusu olduğu durumdaki ile aynı biçimde çalışmayacağını yordamaktadır. Fakat, acaba bu doğru mu?

GERİÖDENME ŞANSININDÜŞÜK YADASIFIR OLDUĞUNU DÜŞÜNELİM?

BENEVDEKALIP İŞLERİYAPARKEN NEDENONLAR DIŞARIYAGEZMEYE ÇIKIYORLAR?

EĞERAKRABAİSELER, OZAMANHERHANGİ BİRKARŞILIK BEKLENMEDENYARDIM SAĞLANABİLİR.

OZAMAN, SOSYAL-İŞBİRLİĞİMODÜLÜ AKRABA-TANIMAMODÜLÜNE DANIŞABİLİR;BÖYLECE POTANSİYELFAYDAELDE EDECEKOLANKİMSEBİR AKRABAMI,DEĞİLMİ ANLAŞILIR.

74

75

38

Daly ve Wilson, biyolojik ebeveynler ile üvey ebeveynlerin çocuklarına gösterdikleri sevgiyi karşılaştırmak için bir yol ararlarken, sevginin şiddeti azalttığı düşüncesinden hareketle, yüksek sevgi düzeyine sahip olanların daha az şiddet davranışı göstereceklerini ileri sürdüler.

Daly ve Wilson Kuzey Amerika’daki çocuk istismarı istatistiklerine baktıklarında, Darwinyen yordamanın çarpıcı bir doğrulamasını gördüler. Daly ve Wilson, ABD’de, bir ya da daha fazla üvey anne-baba ile yaşayan bir çocuğun, sadece biyolojik anne-babasıyla yaşayan bir çocukla kıyaslandığında 100 kat daha fazla ölümcül bir istismara uğrama riskine sahip olduğunu buldu. Benzer bir örüntü de Kanada’da gözlendi. Burada istatistikler, iki yaşından küçük çocuklarda üvey anne-baba tarafından öldürülme riskinin, öz anne-baba tarafından öldürülme riskinden 70 kat daha fazla olduğunu göstermekteydi. Bu veriler, insanlarda, kendi çocuğunu tanıyıp ona tercihli bir ebeveyn yatırımı yapmasını sağlayan, çocuk bakım modüllerinin varlığını güçlü bir biçimde destekledi.

BİYOLOJİK ANNE-BABA Anne-babayla birlikte yaşayan çocuk kurbanlar

Biyolojik anne-baba tarafından öldürülme riski (Canada, 1974-83)

ÇOCUĞUN YAŞI ÜVEY ANNE-BABA

Anne-babayla birlikte yaşayan çocuk kurbanlar

ÜVEYANNEBABALARDAÇOCUK İSTİSMARINADİREN GÖZLENMEKTE.

AMA,BU,BİYOLOJİK ANNE-BABADA DAHANADİREN GÖZLENMEKTE.

Üvey anne-baba tarafından öldürülme riski (Canada, 1974-83)

ÇOCUĞUN YAŞI

76

77

39

Kaynakların Çocuklara Paylaştırılması
Ebeveynlerin, kendi çocuklarını diğerlerinden ayırdetme sorunlarına ek olarak, karşılaştıkları bir diğer problem de kaynakların kendi çocukları arasında nasıl paylaştırılacağına ilişkindir. Anne-babalar sınırlı zaman, enerji ve yiyeceğe sahiptirler ve bu kıymetli kaynaklarının ne kadarını çocuklarının her birine vereceklerine ve ne kadarını da kendi yaşamkalımları için kullanacaklarına karar vermek zorundadırlar.
ÇOCUKLARINAENAZ KAYNAĞIAYIRANANNEBABALAR,BONKÖRANNEBABALARDANDAHAYÜKSEK YAŞAMKALIMŞANSINA SAHİPTİRLER.

Kaynak Bölüştürme Modülü
Doğal seçilimin herhangi bir anda, her bir çocuğa sağlanabilecek optimal kaynak miktarını hesaplamak üzere bir zihinsel cihaz desenlediğini düşünebiliriz. Bu kaynak bölüştürme modülü, karar verme üzerinde etkili bir dizi faktörü dikkate almalıdır. ÇOCUĞUN YAŞI...

FAKATCİMRİANNE-BABALARIN ÇOCUKLARIDAHADÜŞÜKYAŞAMKALIM ŞANSINASAHİPTİRLERVEDOLAYISIYLA DAANNE-BABANINGENİNİYENİ NESİLLEREDAHADÜŞÜKAKTARMA ŞANSINASAHİPTİRLER.

ÇOCUĞUN SAĞLIĞI...
ÖLMEYEBIRAKACAKKADAR HASTADEĞİLSE,HASTA ÇOCUKLARDAHAFAZLA BAKIMAGEREKSİNİMDUYAR.

DOLAYISIYLA, ÇOCUKLARINA KARŞIBONKÖR DAVRANANANNEBABALAR KAZANIRLAR.

YAŞÇABÜYÜKÇOCUKLARKENDİ KENDİLERİNİİDAREEDEBİLİRLER, DOLAYISIYLAEBEVEYNLERİNİN SAĞLAYACAĞIKAYNAKTAN DAHAAZINAGEREKSİNİM DUYARLAR.

Öte yandan, çok fazla bonkör davranan ebeveynlerin kendi yaşamkalımları düşer ve daha fazla çocuk sahibi olamama riskiyle yüzyüze gelirler. Dolayısıyla anne-babanın eldeki çocuğun yaşamkalım şansını artıran bonkörlüğüyle, gelecekteki çocukların yaşamkalım şansını artıran cimriliği arasında bir denge söz konusudur.

OHALDE,MANTIKLI DÜŞÜNDÜĞÜNÜZDE, GELECEKTEKAÇ ÇOCUKDAHA İSTERSİNİZ?

78

79

40

Ebeveyn-Çocuk Çatışması
Çocuklara kaynakların bölüştürülmesi problemi, kime ne kadar verilmesi gerektiği konusunda çocukların anne-babalarıyla aynı fikirde olmamaları ile daha da karmaşık bir hal alır. Çocuklar anne-babalarının kendilerine vermek üzere hazırladıklarından daha fazlasını isteyebilirler. Bu duruma ilişkin evrimsel temel, 1974’de, Amerikalı biyolog Robert Trivers’ın “EbeveynÇocuk Çatışması” başlıklı ünlü makalesi ile ortaya kondu. Trivers, işin özünün her bir çocuğun kendisine, diğer kardeşlerine göre iki kat daha fazla akraba olduğu gerçeğinde yattığını ileri sürdü. Genetik olarak, herkes kendisiyle %100 akrabadır, oysa kardeşleriyle akrabılığı % 50’dir.
BENİMHESABIMA GÖREDE, KARDEŞLERİMDENİKİ KATDAHAFAZLA DEĞERLİOLMAM GEREKİYOR.

Ne Kadarı Benim İçin?
Bir örnekle bu problemi gösterelim. Bir annenin bir bütün pastayı iki çocuğuna paylaştırmak istediğini düşünün. Çocukları anneye aynı derecede akraba oldukları için, diğer her şey eşit olduğu taktirde, anne pastayı iki eşit yarıma bölecektir. Ancak, isterseniz şimdi de çocukların bakış açısından bakalım. Her çocuk için, diğerinin refahı genetik açıdan önemlidir.

BENİM GÖZÜMDE HEPİNİZAYNI DERECEDE DEĞERLİSİNİZ.

FAKAT, PASTAYIEŞİT BİÇİMDE PAYLAŞMAK DAİŞİME GELMEZ.

DOLAYISIYLA, BÜTÜNPASTAYIKENDİM YEYİP,KARDEŞİMEHİÇ BİRŞEYBIRAKMAMAK, PEKİŞİMEGELMEZ.

Dolayısıyla, kardeşlerinizi ne kadar önemseseniz de, kendinizi yine de onlardan daha fazla önemsersiniz. Ancak, ebeveynlerin bakış açısından durum biraz farklıdır. Ebeveynler çocuklarının her birine eşit derecede akrabadırlar, bu bakımdan her biri onlar için aynı derecede önemlidir. İşte bu da ebeveyn-çocuk çatışmasının özüdür.
80

Her çocuk kendisinin %100 akrabasıdır, ancak kardeşiyle akrabalık derecesi % 50’dir. Dolayısıyla, her şey eşit olmak kaydıyla, her bir çocuk kendisi için, kardeşi için düşündüğünden iki kat fazlasını isteyecektir. Dolayısıyla, çocuklardan birisinden pastayı paylaştırması istenirse, pastanın üçte birini kardeşine verip, üçte ikisini de kendisi alacak şekilde paylaştıracaktır.
81

41

Sütten Kesilmenin Yararları Çocuğun Anne Sütünden Kesilmesi
Bu basitleştirilmiş örnek, ebeveyn-çocuk çatışmasının arkasındaki genel ilkeyi göstermektedir. Çatışmalar ortaya çıkar; çünkü, çocuklar her zaman, ebeveynlerinin “hakça bir pay” olarak düşündüklerinden biraz daha fazlasını isterler. Örneğin emzirmeden kesilmeyi ele alalım. Hiç bir çocuk sonsuza kadar annesini emerek beslenmek istemez. Çocuk için alternatif beslenme kaynaklarına yönelmek genetik açıdan daha yararlı olduğunda sütten kesilme zamanı gelmiş demektir ve o zaman, çocuk, küçük kardeşinin anne sütünü yalnız başına almasına izin verir. Ancak, buradaki problem, çocuğun bu karar noktasına annesinden hep daha sonra ulaşmasıdır. Anne; büyük kardeşi, büyük kardeşin emme yoluyla beslenmeden elde edeceği fayda, küçük kardeşin emme yoluyla beslenmeden elde edeceği faydadan daha az olduğunda, sütten kesmek ister.

KÜÇÜK KARDEŞİMBUSÜTTEN DAHAFAZLA YARARLANABİLİR,BENİM İÇİNİSE,ARTIKÖTEKİ YİYECEKLEREGEÇME ZAMANIDIR...

BENİMEMEREK BESLENMEKTEN ELDEEDECEĞİMFAYDA, KARDEŞİMİNEMEREK BESLENMESİNDENELDEEDECEĞİ FAYDANINYARISINDAN AZ OLDUĞUNDA ARTIKBEN ALTERNATİFBESLENME KAYNAKLARINA YÖNELİRİM.

Bir çocuğun anne sütünden elde ettiği fayda, daha küçük kardeşin aynı sütten sağladığı faydanın yarısından daha az olmaya başladığında çocuk için anne sütünü bırakma zamanı gelmiş demektir.

Dolayısıyla, anne her zaman çocuğun kendisinin emmeyi bırakmak istemesinden önce, emzirmeyi kesmek ister.
83

82

42

Zihin Okuma Modülleri
Buraya kadar, beleşçilik problemini çözmede primat atalarımıza yardımcı olmak üzere evrilmiş sosyal-alışveriş modüllerini gördük. Bu modüller, yüksek primatların tümünün de içinde yaşadıkları sosyal grupları bir arada tutan dengeli ortaklıkların kurulmasını olanaklı kıldı. Fakat bu grupların genişlemesi, diğerlerinin “zihinlerini okuma”yı öğrenerek çözülecek bir problemi beraberinde getirdi.
NE DÜŞÜNÜYOR ACABA?...

Grup Büyüklüğü ve Sosyal Zeka
İnsansı evrimi süresince, atalarımızın içerisinde yaşadıkları gruplar dramatik biçimde genişledi. Altı milyon yıl önce, atalarımız günümüzün modern şempanzelerine benzemeye başladıklarında, ortalama grup büyüklüğü 50 idi. Üç milyon yıl önce, “Australopithecine” atalarımız 70 kişilik gruplar halinde yaşıyorlardı. Bir milyon yıl kadar sonraları bizim alet-üretebilen “Habiline” atalarımız, yaklaşık 80 kişilik gruplarda yaşıyorlardı. Yaklaşık olarak 150,000 yıl önce ortaya çıkan ilk gerçek insanlar (Homo sapiens) ise, ortalama 150 kişilik gruplarda yaşıyorlardı.

İnsan ve şempanzelerin son ortak atası 6 milyon yıl önce.

Australopithecine 3 milyon yıl önce.

Tabii ki, biz diğerlerinin zihinlerini doğrudan telepati yoluyla okumayız. Evrimsel psikologların “zihin-okuma” ile kastettikleri bu değildir. Zihin-okuma, eylemlerini ve söylediklerini gözleyerek diğer insanların ne düşündüklerini tahmin etme sürecidir.

Habiline 2 milyon yıl önce.

Homo sapiens 150,000 yıl önce.

84

85

43

Gruplar büyüdükçe, grup-yaşamın dayattığı problemler de karmaşıklaştı. Atalarımız sadece grup içerisinde hızlı değişen ortaklık örüntülerini takip edebilmek için daha güçlü belleklere değil; aynı zamanda, ortaklıkları arasındaki hassas-kırılgan dengeyi devam ettirebilmek için de daha sofistike sosyal uslamlama kapasitelerine gereksinim dumaya başladılar.

“Machiavellianism”in Temelleri
“Makyavelli Zekası” hipotezi, ünlü İtalyan politika kuramcısı Niccolò Machiavelli’ye (1469-1527) ithafen adlandırılmıştır. Makyavelli’nin Prens (1514) adlı kitabında, başarılı politikacıların gücü elde etmek ve devam ettirmek için kullandıkları kirli bir takım ayak oyunları anlatılır. Makyavelli zekası hipotezi, bu kirli ayak oyunlarının sadece politikacılar için olmadığı fikriyle başlar.
BUNLARI,GÜNLÜK YAŞAMIMIZDAHEPİMİZ; ARKADAŞLARIMIZAYARDIM ETMEK,DÜŞMANLARIMIZI ŞAŞIRTMAK,SÖZLERVERMEK (YADABOZMAK)VEYALAN SÖYLEMEKİÇİNKULLANIRIZ.

GENİŞGRUPLARDA YAŞAMSALBİR ÖNEMESAHİPOLAN POLİTİKOYUNLARI OYNAYABİLMEMİZ İÇİN,BİRERAMATÖR PSİKOLOGOLMAMIZ GEREKİR.

MAKYAVELLİ ZEKASI’NI 1975’DEBEN YAZDIM.

NICK HUMPHREY

“Günlük politikalar” dahi, oldukça sofistike bir insan anlayışını, yani, “diğer insanların zihnini okumak” için özel bir zihinsel modülü gerektirir.
86 87

44

Zihin Kuramı
Bu “zihin-okuma modülü” evrimsel psikologlar tarafından genellikle, “Zihin Kuramı” modülü olarak adlandırılır; çünkü, söz konusu modülün, insan zihninin nasıl işlediğine ilişkin bir kuram temelinde çalıştığı düşünülmektedir. Modüle ilişkin kuram, bilişsel bilim ve “folk psikolojisi”nde gördüğümüz, inançlar ve istekler gibi zihinsel süreçlerin eylemlerimizin nedeni olduğunu ifade eden “inanç/ istek” kuramının ta kendisidir.

Folk Psikolojisi
Diğer bir deyişle, folk psikolojisi sadece kültürel bir buluş değildir. Folk psikolojisi, insan zihninin doğuştan gelen bir parçasıdır. Yetişkinler, çocuklara, insan davranışını istekler ve inançlar çerçevesinde anlamayı öğretemezler. Daha ziyade, çocuklar genetik olarak bunu yapmaya programlandıkları için, içgüdüsel olarak istekler ve inançlar çerçevesinde davranışı anlamayı geliştirirler.

NEDENBANA BÖYLEBAKIYOR, YOKSADURUMU ANLADIMI...?

BEN ŞİMDİDENDİĞER İNSANLARIN ZİHİNLERİNİ OKUYABİLİYORUM.

Zihin Kuramı modülü, yaşamın ilk yıllarında gelişir ve genellikle dört ya da dört buçuk yaşlarında gelişimini tamamlar. Bu yaştaki çocuklar “yanlış-inanç testlerini” geçebilirler.
88 89

45

Sally-Ann Testi
Klasik bir yanlış-inanç testi “Sally-Ann Testi” olarak bilinen testtir. Bir psikolog bir çocuğa Sally ve Ann adında iki oyuncak bebeği gösterir. Sonra, çocuk, Sally’nin bir yastığın altına şekerleri saklamasını ve ardından da odadan ayrılışını izler. Sally odanın dışındayken, Ann şekerleri yastığın altından alır ve cebine koyar. Sally odaya döndüğünde psikolog çocuğa sorar: -“Sally şekerlerin nerede olduğunu düşünüyor?” Genellikle, dört-dörtbuçuk yaşından küçük çocuklar bu soruya: -“Ann’in cebinde!” Biçiminde yanıt verirler.

Zihin Kuramı ve Otizm
Dört-dörtbuçuk yaşlarından sonra çocuklar Sally-Ann testine oldukça farklı biçimde tepki vermeye başlarlar. Sally’nin şekerlerin nerede olduğunu düşündüğüne ilişkin soruya, şimdi artık “yastığın altında” biçiminde yanıt vermektedirler.

BENŞEKERLERİN ANN’İNCEBİNDE OLDUĞUNUBİLİYORUM. FAKAT,ARTIK,TAMOLARAK GELİŞMİŞBİRZİHİN KURAMINASAHİBİM,

BÖYLECE, ÇOCUKLARDİĞER İNSANLARIN KENDİLERİNKİNDENFARKLI İNANÇLARASAHİP OLABİLECEKLERİNİVEBU İNANÇLARINYANLIŞ OLABİLECEĞİNİANLARLAR.

OTİZM, ÇOCUKLARUYGUN BİÇİMDEÇALIŞANBİR ZİHİNKURAMI MODÜLÜNÜ GELİŞTİREMEDİKLERİ ZAMANORTAYA ÇIKAR.

SALLY ŞEKERLERİN NEREDE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR?

ANN’İN CEBİNDE!

SIMON BARON COHEN

Tam olarak gelişmiş bir Zihin Kuramına sahip olmayışları nedeniyle bu çocuklar, diğer insanların kendilerininkinden farklı inançlara sahip olabileceklerini kavrayamazlar. Bu çocuklar, herkesin, kendileri ne düşünüyorsa, onu düşündüklerini sanırlar.
90

İngiliz Psikolog Simon Baron-Cohen’e göre, otistik insanlar “zihin-körü”dürler.

91

46

Yalan ve Taktik Yanıltma
Zihin Kuramı olmaksızın insan toplumunda yaşamak için gerekli politik oyunları oynamak çok zor olurdu. Her şey bir yana, yalan söylemek olanaksız olurdu.
YALAN SÖYLEYEBİLMEKİÇİN, ÖNCELİKLE,DİĞER İNSANLARIN SENİNKİNDENFARKLI İNANÇLARASAHİP OLABİLECEKLERİNİ ANLAMANGEREKİR.

Dil Modülleri
Kendi türünün üyeleriyle düzenli olarak etkileşimde bulunan tüm hayvanlar birbiriyle iletişimde bulunma sorunuyla yüzleşirler. Farklı türler bu problem için farklı çözümler üretmişlerdir, ancak bu türlerin çoğu, gece algılanabilmesi ve uzun mesafelere gönderilebilmesi açısından görsel işaretlerden daha avantajlı olan, ses işaretlerini kullanırlar. Primatların tümü farklı bilgi türlerini farklı işaretlerle iletmek için ses tellerini kullanırlar. Bununla beraber, insanlar, hayvan krallığındaki en gelişkin iletişim sistemini, yani dili evrimleştirmişlerdir.

Vervet maymunu diğer vervetleri yılanlara karşı uyarmak için alarm çağrısı yapar.

VEO İNANÇLARDA YANLIŞ OLABİLİR.

SANA ÇİMENLERDEKİNİN GERÇEKBİRYILAN OLDUĞUNU SÖYLÜYORUM…
İnsanoğlu dedikodu yapar.

DEME!…

Ancak bir zihin kuramını geliştirdikten sonra, diğer bir kimseyi yanlış bir inanca kapılması için manipüle edebilirsiniz. Bu, neden üç yaşından küçük çocukların ikna edici yalanlar söyleyemediklerine de bir açıklama getirmektedir.
92 93

Arılar dans ederek diğer arılara çiçeklerin nerede olduğunu söyler.

47

Dil Öğrenme Aygıtı
Bir insan-dilini öğrenmek ve kullanmak için özel bir zihinsel aygıta gereksinim vardır. Chomsky’nin 1950 ve 60’larda yaptığı ve çocukların dili çabucak kazanmalarının, dili kazanmalarını sağlayan bir ön-programlamaya sahip olmadıkları taktirde, mümkün olmayacağını ortaya koyan çalışmasından önceki kısımlarda söz etmiştik. Diğer bir deyişle, tüm çocuklar özel-amaçlı dil öğrenme programı ya da Dil Öğrenme Aygıtı ile doğmuş olmalıdırlar. Dil Öğrenme Aygıtı insanlara özgüdür.

Dilin Evrimi
Atalarımızın ne zaman dil kullanma kapasitesini kazandıklarını kimse bilmemektedir, ancak bu, Afrika’dan ayrılmadan önce; yaklaşık 100,000 yıl önce olmuş olmalıdır. O zamandan sonra, farklı insan grupları binlerce yıl boyunca birbirlerinden ayrı kaldılar. Eğer dil modülleri Afrika’dan ayrıldıktan sonra evrilmiş olsalardı, bu birbirlerinden bağımsız olarak hepsinin de aynı zihin aygıtına sahip olmaları anlamına gelecekti ki, bu da, olasılığı son derece düşük bir durumdur. Anatomik çalışmalar, dil öğrenme kapasitesinin 300.000 ile 200.000 yıl öncesinde evrimleştiğini ileri sürmektedir. Ancak, o zamanlardan sonra larinks’in pozisyonu, diğer primatlardakinden daha aşağıda yer alacak biçimde değişti ve bu günkü yerini aldı. Larinks’in daha aşağıda yer alması, insanlarda çok daha geniş bir aralıkta ses üretilebilmesini olanaklı kıldı. Trakeal açıklığın daha aşağıda yer alması da insanda boğulmaya yatkınlığı beraberinde getirdi. Diğer bir deyişle, konuşma becerimiz, bir anlamda, kendi yiyeceğimiz tarafından boğulma riski karşılığında elde edilmiş oldu.
Burun boşluğu

BAZIPRİMATOLOGLAR, ŞEMPANZELERİNDEDİL ÖĞRENMEKAPASİTELERİNİN OLDUĞUNUİLERİ SÜRMEKTEDİRLER.

ANCAK,DİL UZMANLARININ ÇOĞUBUGÖRÜŞÜ REDDETMEKTEDİR.

ŞUMUZU İSTEMEKİÇİN BÜTÜN SÖYLEYEBİLECEĞİ BUMU?

Sert Plaka Yumuşak Plaka Dil

Larinks

Burun boşluğu Yumuşak Plaka Sert Plaka

Şempanze

Dil

İngilizce ve işaret dili öğretmek için harcanan son derece yoğun çabalara karşın, şempanzelere birkaç düzine sözcük ile birkaç oldukça basit cümlenin dışında dile ilişkin bir şeyler öğretmek mümkün olmamıştır. Öte yandan, insan yavrusu daha beş yaşına gelmeden, binlerce sözcüğü öğrenmekte ve oldukça karmaşık gramer kurallarında ustalaşmaktadır.
94

İnsan
95

Larinks

48

Neden atalarımız böylesi sofistike bir iletişim sistemini geliştirdiler? Bir açıklama, bu sayede onların daha etkili avlanmalarının mümkün olduğunu ileri sürmektedir. Bu görüşe göre, dilin birincil işlevi fiziksel ve ekolojik çevre hakkında bilgi alışverişini sağlamaktır. 1993 yılında, İngiliz antropolog Robin Dunbar bu kuramı reddetti. Dunbar, dilin birincil işlevinin sosyal çevre hakkında bilgi alışverişini sağlamak olduğunu öne sürdü.

Yeniden Karşılıklı Diğergâmlık
Dunbar’ın yaklaşımının temelinde, 500.000 ile 200.000 yıl kadar önce atalarımızın daha önce yaşamadıkları büyüklükteki geniş gruplarda yaşamaya başladıklarına dair veriler yer almaktaydı. Dunbar grup genişliğinin 150 birey civarına ulaştığını kestirmekteydi. Buraya kadar olan kısımlarda, karşılıklı diğergâmlık çerçevesinde oluşan ortaklık ağlarıyla primat gruplarının nasıl bir arada tutulduklarını gördük.
ALDATANLARI, İŞBİRLİĞİ YAPANLARDAN AYIRDEDEBİLMENİZ GEREKİR.

FAKAT,KARŞILIKLI DİĞERGÂMLIĞINÇALIŞMASI İÇİN,KİMEGÜVENİPKİME GÜVENEMEYECEĞİNEDAİR BİLGİYESAHİPOLMANIZ GEREKİR.

GEÇENGÜN BİRKAÇBUFALO GÖRDÜM…

BİLİYORMUSUN,BAY ÇAKMAKTAŞVARYA …FİSKOS,FİSKOS…

DEME!…

DEME!…

96

97

49

Şempanzeler, bu bilgiyi doğrudan kişisel etkileşim yoluyla elde ederler. Bu etkileşim yolu öncelikle tımarlamadır. Şempanzeler birbirlerinin sırtlarındaki parazit ve kirleri temizlemeye geniş bir zaman ayırırlar; bu karşılıklı tımarlama süreci, şempanze ortakları bir arada tutan sosyal çimento olarak düşünülebilir. Başı beladaki bir şempanzenin tımar-partner’ından yardım alma olasılığı, herhangi bir şempanzeden yardım alma olasılığından daha yüksektir.

Dedikodu
Dunbar, dilin, atalarımıza, kime güvenilebileceği konusunda bir diğer sosyal bilgi elde etme yolunu sağladığını ileri sürdü. Aldatılmak gibi sonuçları ağır olan bir yolla aldatanı bulmak yerine; atalarımız, aldatanı, diğerleriyle konuşmak yoluyla belirleyebilmekteydiler. Dunbar’a göre dilin ilk işlevi dedikodu idi. Bu, insanların, diğerlerinin davranışları hakkında dedikodu yapmayı neden bu denli çekici bulduklarını açıklayabilir.

HMM... ÇOKHOŞ...BU İYİLİĞİ HATIRLAYACAĞIM.

Karşılıklı diğergâmlık, diğerleriyle doğrudan etkileşim içerisinde olmaya dayandığı için, bu mekanizma aracılığıyla bir arada tutulabilecek grup büyüklüğünün de sınırları vardır. Her şeyden önce, işbirliği kurma olasılığının ne olacağını belirlemeye yetecek kadar düzenli etkileşebileceğiniz insan sayısında bir sınır söz konusudur.
98

ÇAKMAKTAŞ, KARISININKENDİSİNİ ALDATTIĞINI DUYUNCADELİYE DÖNMÜŞ.

DEME!...

99

50

Dolaylı Diğergâmlık
Sosyal bilgi alışverişini hızlandırmak suretiyle; dil, insanların geniş gruplarda yaşamanın meyvelerini toplamaya başlamalarını sağladı. Karşılıklı diğergâmlık artık doğrudan olmak zorunda olmadığı için, daha geniş grupları da bir arada tutabilirdi.

Eş-Seçme Modülleri
Avcılardan kaçınma, doğru yiyeceği yeme, ortaklıklar ve işbirlikleri kurma, diğerlerinin zihinlerini okuma ve diğerleriyle iletşimde bulunma gibi, buraya kadar tartıştığımız adaptif problemlerin çoğu, temel yaşamkalım problemleriyle ilgilidir. Genlerin bakış açısından, organizmanın yaşamkalımı oldukça önemli olmakla beraber, daha da önemli bir şey vardır. HERŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ ÜREMEDİR.

DOĞRUDAN DİĞERGÂMLIK,DAHA SONRABİRİYİLİKALMAK UMUDUYLA,BİRİSİNEBİR ŞEYVERMEKTİR.

BUSAYEDE GENLER YENİNESİLE AKTARILIR.

SIRTIMI KAŞIRSAN, SIRTINI KAŞIRIM.

DOLAYLIDİĞERGÂMLIK, DAHASONRABİR BAŞKASINDANİYİLİK ALMAKUMUDUYLA, BİRİSİNEBİRŞEY VERMEKTİR.

DOLAYLI DİĞERGÂMLIK FİKRİ,İTİBARGİBİ ÖNEMLİBİR NEDENDEN DOLAYIİŞLER.

GENLERİÇİNBİR ORGANİZMA,DAHA ÇOKSAYIDAKENDİ KOPYASINIYAPMA YOLUDUR.

...VEBU, DİĞERLERİNİN SİZECÖMERT OLMASINA NEDENOLUR.

Genin bakış açısından, organizmanın yaşamkalımının amacı budur. Eğer organizma yüzlerce yıl yaşar, ama hiç yeni nesil üretmezse, genleri hiç bir işe yaramaz.
102

100

51

İtibar Sahibi Olmanın Önemi
Diğerleri, eğer, cömert davranışlarınızı görürlerse ya da duyarlarsa ve yine diğerleri, olumlu üne sahip olanlara cömertçe davranma eğiliminde olursa, cömertliğinizin karşılığını alırsınız. İyiliği alan, aldığı iyiliğin karşılığını doğrudan ödemese bile, bu iyilik size olumlu bir ün sağlar ve bu da, diğerlerinin size cömertçe davranmasına neden olur. Öte yandan, cömert değilseniz, cimri olarak bir ün yaparsınız ve diğerleri bunun karşılığını size cimri olmak suretiyle öderler. Diğerlerinin sırtını kaşımazsan, ben de senin sırtını kaşımam.

Eş-Seçme Oyunu
Bazı türler kendilerini ikiye bölmek yoluyla çoğalır, bu durumda bu iki parçanın her biri ayrı birer birey olurlar. Eşeysiz türlerde eş bulmaya gerek yoktur; çünkü, birey eşsiz üreyebilir. Öte yandan türlerin çoğu eşeyli olarak çoğalırlar. Eşeyli çoğalma, bir eş bulmayı ve karşılıklı olarak gen değişimi yapmayı içerir. Biyologlar, neden cinsiyetin evrildiği konusunda hala bir fikir birliğine varmış değillerdir. Bir çok biyolog eşeyli üremenin organizmik bireye bazı avantajlar sağladığını öne sürmekle beraber, bu avantajın ne olduğu hakkında bir fikirbirliği sağlanabilmiş değildir. İnsan, eşeyli olarak üreyen bir türdür. Üreyip çoğalabilmemiz için öncelikle bir eş bulmamız gerekmektedir.

İŞTE, YİYECEĞİMİN BİRKISMINI ALABİLİRSİN.

TEŞEKKÜRLER, AÇLIKTAN ÖLÜYORUM! NECÖMERT BİRADAM!

BİREŞ BULMAK KOLAYBİRİŞ DEĞİL.

HİÇYİYECEĞİM KALMADI.

ÖNCELİKLE, ÇOKSAYIDAKİ POTANSİYELEŞ ARASINDAN UYGUNBİRADAYIN SEÇİLMESİ GEREKİR.. SONRADA BUNLARIN,EN AZINDANBİRİSİNİ, SİZİSEÇMEYE İKNAETMENİZ GEREKİR.
İŞTE, YİYECEĞİMİN BİRKISMINI ALABİLİRSİN.

OBUNU HAK EDİYOR!

Doğal seçilimin, atalarımızın uygun bir eş seçme ve elde etmeye yönelik bir takım özel zihinsel mekanizmaları desenlediğini düşünebiliriz. Uygun bir eşin seçilmesi oldukça önemlidir; çünkü, yenidoğanın yaşamkalım için gereksinim duyacağı iki şey, -genler ve ebeveyn bakımı- eşler tarafından sağlanır. Yenidoğanın yaşamkalım şansı bu iki kaynağın kalitesine bağlıdır. Şimdi bunlara biraz daha ayrıntılı olarak bakacağız.
103

101

52

Genler Seçiliyor
Seçeceğiniz eşin, çocuğunuzun yaşamkalım şansı üzerindeki ilk etkisi, kaliteli gen sağlayıp sağlayamaması biçiminde olacaktır. Eşeyli çoğalan türlerde, çocuk, her bir ebeveynden genlerinin % 50’sini alır. Kötü gen kalitesine (burada kötü kaliteli genler ile yaşamkalım ve üreme şansını azaltan genler kastedilmektedir) sahip birisiyle eşleşirseniz, çocuğunuz da muhtemelen bu kötü genlerin bir kısmını alacaktır. Bu da, çocuğun yaşamkalım ve üreme şansını azaltacaktır.

İyi Görünmenin Önemi
Atalarımız, kaliteli gene sahip eşleri seçme ve kalitesiz genlere sahip olanlardan kaçınma problemini nasıl çözdüler?

ELBETTEKİ, BİZLERDNATESTKİTLERİİLEDOĞMADIK; EVRİLİRKENDAHADOLAYLI BİRTAKIMYÖNTEMLER KULLANDIK.

FİZİKSEL GÖRÜNÜMDEKİKÜÇÜK FARKLILIKLARADUYARLIK İŞTEBUNLARDAN BİRİSİDİR.

SENDEN ALDIĞIMIZGENLERİ AKTARACAKKADAR YAŞAYAMAYABİLİRİZ. AMA,YÜKSEK GENKALİTESİNE SAHİPBİRİSİYLE EŞLEŞİRSEM...
MUHTEMELEN,BİZ DEBUKALİTELİ GENLERİNBİR KISMINISİZDEN ALIRIZ.

Dolayısıyla, yüksek kaliteli genlere sahip bir eş seçmek çocukların yaşamkalım ve üreme şansını ve genlerinizin gelecek nesillere aktarılma olasılığını artıracaktır.
104

Fiziksel görünüm bireyin sahip olduğu genlerin kalitesi hakkında güçlü ipuçları verir.

105

53

Vücut Simetrisi
Örneğin, vücut simetrisi arttıkça, ortalamada, daha iyi genlere sahip olursunuz. Çünkü, daha az kaliteli genler, fiziksel yaralanmalar ya da parazitler gibi çevresel şanssızlıklardan daha fazla etkilenirler.

Vücut Simetrisiyle İlgili Kanıtlar
Gerçekten de insanların eş seçmede daha simetrik olanları tercih ettiklerini gösteren kanıtlar var mı? Psikolog Steve Gangestad ve biyolog Randy Tornhill, çalışmalarında, katılımcıların ayak genişliğinden kulak genişliğine kadar vücutlarının değişik kısımlarını ölçtüler ve genel bir vücut simetrisi indisi elde ettiler.

VÜCUDUN SAĞVESOL KISIMLARIBİRBİRİNE NEKADAR BENZERİSE...

GENLERO ORANDA KALİTELİ OLACAKTIR.

Vücut simetrisindeki küçük farklılıklara duyarlı ve simetrik birisiyle eşleşmeyi tercih eden birisi, daha kaliteli genleri olan çocuklara sahip olmaya eğilimli olacaktır. Dolayısıyla, doğal seçilimin, daha simetrik eş bulma ve tercih etmeye ilişkin bir eş-seçme modülü desenlediğini düşünebiliriz.

SONRA,GÖNÜLLÜBİR GRUPTANÇALIŞMAYA KATILANLARIÇEKİCİLİK AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELERİNİ İSTEDİKVESONUÇLARI KARŞILAŞTIRDIK.

VÜCUTSİMETRİSİİLE ÇEKİCİLİK DEĞERLENDİRMELERİ ARASINDAYAKINBİR İLİŞKİNİNOLDUĞUNU BULDUK.

Daha simetrik olan insanlar daha çekici olarak değerlendirildiler.
106 107

54

Güzelliğin Biyolojisi
Günümüzde bir çok kişi, güzelliğe ilişkin standartların tümüyle insan ürünü kültürel özellikler olduğunu düşünmektedir. Fakat, son 10-20 yıldır estetik tercihlerin evrensel olduğu ve doğuştan geldiğini gösteren kanıtlar artmaktadır. Örneğin, daha simetrik insanların tercih edilmesi evrensel bir özellik göstermektedir.

Üretkenlik Faktörü
Peki, neden doğal seçilim bizi kum saati figürünü tercih etmeye yöneltti? Çünkü, bel-kalça oranı üretkenliğin iyi bir göstergesidir. 0.7 bel-kalça oranına sahip kadınlar, daha büyük ya da küçük bel-kalça oranı değerine sahip olan kadınlardan daha üretken olma eğilimindedirler. Bu doğal seçilimin erkeğin güzellik anlayışını nasıl şekillendirmiş olabileceğine iyi bir örnektir.

Bel-kalça oranı: 0.9

Bel-kalça oranı: 0.7

Bel-kalça oranı: 0.5

BUFİGÜRE SAHİPKADINLA EŞLEŞMEYİTERCİHEDEN ATAMIZ,DAHAÜRETKEN BİRKADINITERCİHETMİŞ OLDUVEDAHAÇOK SAYIDAÇOCUK TERCİHLERİMİZ SAHİBİOLDU.

ÇOCUKLARIMIZA AKTARILDI.

BİRDİĞER EVRENSELTERCİHDE ERKEKLERİN“KUM SAATİ”BİÇİMLİ KADINLARAYÖNELİK TERCİHİDİR.

Psikolog Devendra Singh kadının ideal vücut ağırlığının ne olması gerektiği konusunda kültürel farklılıklar bulunmasına karşın, ideal bel-kalça oranının hep aynı kaldığını gösterdi. Buna göre, yeryüzünde nereye giderseniz gidin, insanlar 0.7 bel-kalça oranını daha çekici olarak değerlendirmektedir. Bu da klasik “kum saati figürü”dür.

Tıpkı doğal seçilimin bizi daha besleyici yiyeceklere yönelik bir iştahla donattığı gibi, eşleşmek için bizi yüksek kaliteli genlere sahip bireyleri aramaya yönelik bir güzellik anlayışıyla donattı.
109

108

55

Ebeveynin Sunacağı Bakımı Gözeterek Eş Seçmek
Seçeceğiniz eşin çocuklarınızın yaşamkalım şansı üzerindeki bir diğer etkisi de saylayacağı –ya da sağlamakta başarısız olacağı- bakımla ilgilidir. Eşeyli olarak üreyen türlerin hepsi yavrularına bakım sağlamazlar. Bazı türlerde, yenidoğan doğar doğmaz kendi başının çaresine bakar. Yavruya bakımın sağlandığı türlerde, bakım işi tümüyle anneye bırakılmıştır.

İnsanda Tek-Eşlilik
Tipik olarak, insan yavrusuna sadece anne tarafından değil; anne-baba birlikte bir bakım sağlanır.
VEBİZBUNU MİLYONLARCA YILDIR YAPMAKTAYIZ.

BEBEĞİM DOĞDUĞUNDA, YAVRUMA, BABASINDANHİÇ YARDIMALMADAN, KENDİMBAKARIM.

DİĞERPRİMATLARIN AKSİNE,İNSANDA EBEVEYNLER ÇOCUKLARINABAKMAK İÇİNUZUN-SÜRELİ,KALICI TEK-EŞLİBAĞLAR KURARLAR.

İNSANLARDA, ÇOCUKLARINAKAYNAK VEKORUMA SAĞLAMADABABALARIN ROLOYNAMASIÇOK DAHAYAYGINDIR.

Evrimsel biyoloji terminolojisiyle ifade edilecek olursa; insan türü, alışılmadık biçimde yüksek bir “erkek-ebeveyn yatırımı” (male parental investment) gösterir.
110 111

56

İnsanda Beyin Büyüklüğü ve Çocuk Bakımı
Çocuk bakımı, muhtemelen, insan evriminin son birkaç milyon yıllık kısmında yer alan beyin boyutundaki hızlı artışta önemli bir rol oynadı. Büyük beyinler gelişmesi zaman alan pahalı organlardır.

Sizden İyi Bir Anne-Baba Olur mu?
Eş seçerken, o halde, atalarımız sadece eşin gen kalitesini değil, aynı zamanda eşin çocuk yapıp-büyütmek için zaman ve enerji yatırımında bulunma kapasitesini ve isteğini de göz önünde bulundurdular.

Son Dört Milyon Yılda İnsan Beyninin Hacmindeki Artış
1,500,000

Beynin gelişmesinde ikinci sıçrama, 500,000–200,000 yıl önce.
1,000,000 Günümüz Beyin Hacmi (mm3)

BU,FARKLIBİR SORUNU BERABERİNDE GETİRİR. BİRKİŞİNİNFİZİKSEL GÖRÜNÜMÜ,OKİŞİNİN ANNE-BABAOLMAYA OLANİSTEĞİVE KAPASİTESİHAKKINDA HERHANGİBİRİPUCU SAĞLAMAZ.

Beynin gelişmesinde ilk sıçrama, 2.0 – 1.5 milyon yıl önce.

500,000

0

4.0

3.0

2.0 Milyon Yıl Önce

1.0

0.0

BUSÜREDE, YENİDOĞAN KENDİSİNE BAKAMAZVE MUTLAKA BAŞKALARININ BAKIMINA GEREKSİNİM DUYAR.

İNSANLAR TÜMCANLILAR ARASINDA VÜCUTLARINA ORANLA,EN BÜYÜKBEYİNE SAHİPTİRLER.

BUBAKIMDAN, DİĞERTÜRLERİN YAVRULARINAGÖRE, İNSANYAVRUSUNUN BAĞIMSIZHAREKET EDEBİLMESİ,DAHA UZUNBİR ZAMANALIR.

Gelişmekte olan bir yenidoğanın bakımı için gereken zaman ve enerji tek başına anne ya da baba tarafından sağlanamaz.
112

Birisinin iyi bir anne ya da baba olup olmayacağına ilişkin bilgi edinmek isterseniz, o kişinin fiziksel görünümüne değil, davranışlarına dikkat etmeniz gerekir.
113

57

Birisinin iyi bir anne ya da baba olup olmayacağına ilişkin ipuçları nelerdir? Anne-babalık işbirliğine dayalı bir çeşit ortaklıktır. Dolayısıyla, kimin bize iyi bir ortak olabileceğine karar vermede kullanılabilecek ölçütler, aynen burada, kimin iyi bir anne ya da baba olacağını belirlemede de geçerlidir.

Eş Seçiminde Cinsiyet Farklılıkları
Atalarımızın yüzyüze geldikleri adaptif problemlerin çoğu kadın ve erkekte aynı olduğu için, kadın ve erkeğin zihinsel yapıları büyük ölçüde özdeştir. Avcıdan kaçınma problemi her iki cinsiyet için de aynıdır, doğru yiyeceği seçme problemi de, ortaklıklar kurma problemi de ve zihin okuma problemi de...
OHALDE, BUİŞLERLEİLGİLİ MODÜLLERİN HERİKİCİNSİYETTEDE BÜYÜKÖLÇÜDEAYNI OLDUĞUNU BEKLEMELİYİZ.

ŞEFKAT, SABIR,VERİCİLİK, İNCELİKVEGÜVENİLİR OLMAKLAİLGİLİ HERŞEYEBEVEYNLİK BECERİSİNİNİYİBİR GÖSTERGESİ OLARAK ALINABİLİR.

BURAYA KADARİYİDE,. SIRAEŞSEÇMEYE GELİNCE NEOLACAK?

DOLAYISIYLA,DOĞAL SEÇİLİMBUÖLÇÜTÜN EŞ-SEÇİM MODÜLÜYLEBİRLİKTE ÇALIŞMASINI GÖZETMİŞ OLMALIDIR.

Aslında bu yaklaşımın geçerli olduğuna işaret eden kanıtlar da bulunmaktadır. Dünyanın her yerinden, her iki cinsiyetten insanlar söz konusu özelliklerin, uzun-süreli bir eşte aradıkları özellikler olduğunu ifade etmişlerdir.

114

115

58

Peki eş-seçim modülleri? Erkekler ve kadınlar eş tercihleri açısından farklılar mı? Uzun süreli eş-seçimi ile ilgili problemlerin bir çoğu her iki cinsiyet için de özdeştir.

Gerçek Babalar ve “İskele Babaları”
Eş seçimi erkek ve kadın için farklı problemleri beraberinde getirir; çünkü kadın ve erkeğin geliştirdikleri cinsel stratejiler birbirinden farklıdır. Her iki cinsiyet de uzun süreli bir eş arayabilir ve çocuklarını birlikte yetiştirmek üzere bir ortaklık kurabilirler. Biyologlar buna uzun-süreli eşleşme stratejisi ya da “long-term mating strategy” adını vermişlerdir ve bu starteji kadın ve erkekte aynıdır. Bir diğer strateji ise, kısa-süreli eşleşme stratejisidir (shortterm mating strategy). Bu seçenek, her iki cinsiyet için de geçerli olmakla beraber, kadın ve erkekte aynı biçimde çalışmaz.
BİZİMİÇİN, KISA-SÜRELİEŞLEŞME STRATEJİSİBİRKADINLACİNSEL İLİŞKİDEBULUNMAKVESONRA DAONUTERKETMEKANLAMINA GELİR,YENİDOĞANADAO BAKAR.

ELBETTEKİ,BU BİZİMİŞİMİZİE YARAYACAKBİRSEÇENEK DEĞİL;ÇÜNKÜ,HAMİLE KALANERKEKDEĞİL, KADINDIR.

HERİKİMİZDE KALİTELİGEN KATKISINDA BULUNACAKVEİYİ ANNEYADABABA OLACAKBİREŞ İSTİYORUZ. FAKATERKEKVE KADINDAEŞSEÇMEDE BAŞKAPROBLEMLERDE SÖZKONUSUDUR.

Bu farklı problemler, farklı çözümleri gerektirirler. O halde, biz de, erkek ve kadındaki eş-seçim modüllerinin bu farklılıkları yansıtacağını beklemeliyiz.
116 117

59

Kadın ve erkek arasındaki bu fark ata kadın için adaptif bir problem oluşturdu. Ata kadınlar uzun-süreli eşleşme stratejisi peşinde olan bir erkekle, kısa-süreli eşleşme stratejisi peşinde olan erkeği birbirinden ayırdedebilmeliydiler. İkisi arasındaki farkı göremeyen kadınlar, yalnız anne olma ve böylece de çocuğunun yaşamkalım şansını azaltma riskiyle yüzyüze kaldılar. Doğal seçilim, kadını, bu talihsiz durumdan kaçınabilmesini sağlayabilecek bir takım zihinsel mekanizmalar ile donattı. Bu mekanizmalardan birisi kadının geciktirme taktiğinin altında yatar. Kadınlar, cinsel ilişkide bulunma konusunda erkeklerden daha dikkatli davranma eğilimindedirler.
BİZ HOŞLANDIĞIMIZ BİRİSİYLECİNSEL İLİŞKİYEGİRME NOKTASINA GELMEYİ GECİKTİRMEYİ DAHAÇOK İSTERİZ.

Cinsiyetler Arası Savaş ya da Evrimsel Silahlanma Yarışı ?
Bununla beraber, eğer ata kadın erkekten bağlılık güvencesi almadan cinsel ilişkiye razı olmasaydı, o zaman doğal seçilim sonucunda bağlılık sinyali veremeyen erkekler tarihten silinmiş olacaktı.

BİZDEHİÇCİNSEL İLİŞKİDE BULUNAMAYACAKTIK, BÖYLECEDE GENLERİMİZKISA SÜREDEYOKOLUP GİDECEKTİ.

MUHTEMELEN, BAZILARIMIZ CİNSELİLİŞKİDEBULUNMAK İÇİNBAĞLILIKTAKLİDİ YAPARAKKADINLARI KANDIRMADAVESONRADA TERKETMEDEUSTAHALE GELDİK.

BUBEKLEME SÜRECİNDE,BİRKADIN, ONAOLAN BAĞLILIĞIMINBİRKANITI OLARAK KAYNAKLARIMDAN EMİNOLMAYA ÇALIŞABİLİR.

FAKAT,SONRADOĞAL SEÇİLİMYALANCILARI YAKALAMADA USTALAŞMIŞOLANLAR LEHİNEÇALIŞTIVE YALANCILAR YOKEDİLDİ.

Atalarımızın yaşadığı çevresel koşullarda, bu taktik, erkeğin gerçekten de uzun-süreli bir ilişki istediğinden ve bir gecelik bir ilişki peşinde olmadığından emin olmanın bir yoluydu.
118 119

60

Tek-Eşli Kadın Myth’i
Erkekteki sportif amaçlı cinsellik peşinde koşma eğilimi yok olmadığına göre, bu ata kadının da tümüyle tek-eşli olmadığından kaynaklanıyor olabilir. Erkeğin sadece sportif amaçlı ya da seçkisiz bir cinsellik istediği, buna karşılık kadının da sadece bağlılık istediği evrimsel psikoloji çalışmalarıyla desteklenmemiştir.
HERİKİ CİNSİYETDE,HEM KISA-SÜRELİVE HEM DEUZUN-SÜRELİ EŞLEŞME STRATEJİLERİNİ KULLANIR.

Kadında Evlilik–Dışı İlişki
Fakat, kadın’ın seçkisiz cinsel ilişkiden elde ettiği ne olabilir ki? Eğer kadının erkeği bebekle ortada bırakmak gibi bir seçeneği yoksa, neden kısa-süreli ilişki ile kendisini riske atar?

BİROLASIAÇIKLAMA, ATASALKADININKISA-SÜRELİ EŞLEŞMESTRATEJİSİNİÜREME DIŞINDAKİAMAÇLARLA KULLANMIŞOLDUĞU OLABİLİR.
ÖRNEĞİN, ATAKADIN,TIPKI BUGÜNŞEMPANZELERİN YAPTIĞIGİBİ,“YİYECEK KARŞILIĞINDACİNSELLİK” DEĞİŞ-TOKUŞUYAPMIŞ OLABİLİR.

120

121

61

Bir başka olası açıklamaya göre ise, hali hazırda uzun-süreli bir ilişki içerisinde olan ata kadın başka erkeklerle sportif amaçlı cinsellik yaşamış olabilir, bundan olan çocukları da kendi eşindenmiş gibi göstermiş olabilir.

En İyi Strateji Nedir?
Değinilen potansiyel yararlarına karşın, sportif amaçlı cinsel ilişki, ata kadın için, yine de, ata erkekle kıyaslandığında, daha riskli idi. Uzun-süreli eşe sahip olmayan kadınlar kucaklarında bebekleri ile ortada kalabilmekte, uzunsüreli eşe sahip olan kadınlar da evlilik dışı ilişkilerinin ortaya çıkması ve bundan dolayı cezalandırılma riskini taşımaktaydılar. Dolayısıyla, doğal seçilim seçkisiz cinsel ilişki konusunda daha dikkatli davranan erkeklerden ziyade, bu konuda daha dikkatli davranan kadınların lehine çalıştı.
...İKİSTRATEJİYİ DEAYNI DERECEDE KULLANMAZLAR.

BU “BOYNUZLANAN ERKEK”STRATEJİSİ KADINAHERİKİ AÇIDANDAEN İYİSİNİSAĞLAR... ...FARKLI SEVGİLİLERİNDEN GELENGENETİK ÇEŞİTLİLİKVEELİBOL EŞİNİNSAĞLADIĞI KAYNAKLAR.

HERNEKADAR HERİKİCİNSİYETDE, HERİKİEŞLEŞME STRATEJİSİNİ KULLANIYOROLSA DA...

CANIM, BAKTIPKI SANA BENZİYOR!

İşte bu, kısa-süreli eşleşme stratejisinin kadın versiyonudur.
122

Erkekler kısa-süreli ilişki peşinde koşmaya kadınlara göre daha eğilimlidirler, çünkü kısa-süreli ilişki erkekler için daha az maliyetli ve elde edecekleri fayda daha fazladır. Bin tane kadınla cinsel ilişkide bulunan bir erkek potansiyel olarak bin tane çocuğa sahip olabilir. Ancak bir kadın, ne kadar erkekle cinsel ilişkiye girerse girsin, yaşamı boyunca sadece bir kaç çocuk sahibi olabilir.
123

62

Kaynakları Bol Erkekler
Kadınlar uzun-süreli eşleşme stratejisini tercih ettikleri için, iyi baba olacakmış gibi görünmeyen erkekler eşleşme oyununda başarısız oldular. Böylece, doğal seçilim iyi baba olacakmış gibi görünenlerin lehine çalıştı. O halde, bir erkeği iyi baba yapan şeyler nelerdir? Taş-devri dünyasında, iyi baba olmada anahtar faktör babanın çocuklarına kaynak sağlayabilme yeteneğine sahip olup olmaması idi. Dolayısıyla, kadınlar yüklü kaynak sağlama kapasitesine sahip erkekler lehine tercihte bulunacak biçimde evrimleşmiş olmalıydılar. Komedi filmlerinin divası olarak bilinen Mae West bu durumu en iyi özetlemektedir.
KADINLAR GEÇMİŞİOLAN ERKEKLERDEN HOŞLANIR,ANCAKBU GÜNÜYAŞAYAN ERKEKLERİTERCİH EDERLER.

Eş Tercihi Testi
1980’lerde Amerikalı Psikolog David Buss eş tercihleri hakkındaki bu yordamaları test etmeye başladı. Eğer eş tercihleri doğal seçilim yoluyla evrimleştiyse, bunların kültürlerarası ve evrensel olması gerekiyordu. Böylece, Buss ve ekibi altı kıta ve beş adada yer alan 33 ülkeden 10,000 kişi ile görüşmeler yaptılar.

Deneylerden birinde, kadınlar düşük-statü belirten giysiler içindeki erkeklerle çıkmak, cinsel ilişkide bulunmak ya da evlenmek istemediklerini, ancak yüksek statü belirten giyisiler içerisindeki erkeklerle değinilen ilişkilerde bulunmayı düşünmeye istekli olduklarını ifade etmişlerdir. Bu sonuç giyisilerin içindeki erkekler aynı olmasına karşın ortaya çıkmıştır.

TÜMÜLKELERDE, KADINLARIN,ERKEKLERLE KIYASLANDIĞINDA,EŞ TERCİHLERİNDEEŞADAYININ EKONOMİKGÜCÜNEHEPDAHA FAZLAÖNEMVERDİKLERİNİ BULDUK.

BÖYLECE, KADINLARINEŞ SEÇMEDEKAYNAKLARI ZENGİNOLANERKEKLER LEHİNEDEKİTERCİHLERİNE İLİŞKİNEVRİMSELYORDAMA ONAYLANMIŞOLDU.

DAVID BUSS

Erkek ile kadın arasındaki farklılıkların çalışıldığı bir çok çalışmada olduğu gibi, Buss tarafından toplanan veriler her bir cinsiyet puanlarında büyük binişiklik gösterdi. Yine de, ortalama erkek değerleri ve ortalama kadın değerleri genellikle istatistiksel olarak anlamlıydı. Şunu önemle aklınızda tutmalısınız ki, grup ortalamaları hakkında konuşuyoruz bireyler hakkında değil. Bazı erkekler kadınlardan kısadırlar, ancak erkeklerin, ortalama olarak, kadınlardan daha uzun oldukları bir gerçektir ve bu fark bir açıklamayı gerektirir.
124 125

63

Çekicilik ve Yaş
Buss’un çalışması, dünyanın her yerinde, kadınların kendilerinden daha yaşlı erkekleri eş olarak tercih ettiklerini gösterdi. Bu durum kadınlarda, kaynaklara ulaşma kapasitesine sahip erkekler lehine eş tercihinde bulunmayla ilişkili olabilir.

Yaş ve Üreme
Erkek yaşlandıkça sperm sayısında bir azalma olmaktadır, ancak bir erkek seksen yaşında iken dahi çocuk sahibi olabilir. Öte yandan, kadında üretkenlik yirmili yaşların başında zirveye ulaşır, otuz yaşından itibaren hızla azalır ve menapozla birlikte de tümüyle sona erer (muhtemelen beslenmedeki yetersizliğe bağlı olarak, taş devri kadınında menapoz yaşı kırklı yaşlar civarındaydı). Dolayısıyla, erkek için genç bir eş bulmak çok daha önemlidir.
GERÇEKTENDE KADININNEKADAR GENÇOLDUĞUNU GÖSTEREN İŞARETLERE ERKEKLER...
...KADINLARIN ERKEĞİNNEKADAR GENÇOLDUĞUNU GÖSTERENİŞARETLERE VERDİĞİNDENDAHA YÜKSEKBİRÖNEM YÜKLEMEKTEDİRLER.

Üretkenlik Değeri

Yaş
ERKEKLER YAŞLARIİLERLEDİKÇE KAYNAKELDEETMEDE DAHAİYİDURUMAGELME EĞİLİMİNDEDİRLER.
ÖTEYANDAN ERKEKLEREVRENSEL OLARAK, KENDİLERİNDENDAHA GENÇOLANEŞ ADAYLARINITERCİH EDERLER.

Bir kadının 20 yaşından sonra yapabileceği çocuk sayısı hızla düşmektedir. Oysa bu durum erkek için geçerli değildir.

Bunun evrimsel açıklaması, üreme başarısının erkekten ziyade kadında daha fazla yaşla ilgili olduğu gerçeğine dayanmaktadır.
126

Erkekler genç oluşu çağrıştıran, pürüzsüz cilt, diri kaslar, parlak ve canlı saçlar, diri dudaklar gibi fiziksel özellikler ile yüksek enerji düzeyi gibi davranışsal ipuçlarına sahip kadınları eş olarak tercih ederler.

127

64

Sadakat: Cinsel ve Duygusal

Erkek ve Kadın Kıskançlığı
Kadının sadakatsizliğinin erkeğin üreme başarısı üzerindeki etkisi, erkeğin sadakatsizliğinin kadının üreme başarısı üzerindeki etkisinden daha ağır olduğu için; erkek, cinsel sadakat konusunda kadınlardan daha fazla titiz olarak evrilmiş olmalıdır; ki, veriler de bunun doğrular yöndedir.
BUKONUDAKİ DENEYLERGÖSTERMEKTEDİR Kİ,KADINLAR KISKANDIKLARINDA, DAHAÇOKEŞLERİNİNBAŞKA KADINLARAYÖNELİK DUYGULARINDANRAHATSIZ OLMAKTALAR.

GEÇİCİ OLMAKTAN ZİYADE,UZUN-SÜRELİBİR EŞPLANLANDIĞINDA, HEMKADINVEHEMDE ERKEKSADAKATLİ OLABİLECEK BİRİSİNİARAR.

ERKEKLERİSE, EŞLERİNİNBAŞKA BİRİSİYLECİNSEL İLİŞKİYE GİRMESİNDENDAHA ÇOKRAHATSIZ OLMAKTALAR.

ANCAK, ERKEKCİNSEL SADAKATEKADINDAN DAHAFAZLAÖNEM VERİR,ÇÜNKÜERKEK İÇİNRİSKDAHA YÜKSEKTİR.

Eğer erkek başka bir kadınla cinsel ilişkiye girerse, bu eşi için bir tehdit unsurudur; çünkü, erkek kaynaklarının bir kısmını başka bir kadına yönlendirebilecektir. Ancak, eğer kadın bir başka erkekle cinsel ilişkiye girerse, bu, erkek için çok daha büyük bir tehdit oluşturacaktır; çünkü, böylesi bir durumda, kadın hamile kalabilir ve erkek zaman ve enerjisinin yüklüce bir kısmını başka bir erkeğin çocuğuna yatırmak durumunda kalabilir.
128

Bu örüntü, kadının daha çok eşinin kaynaklarını başka birisine yönlendireceğinden kaygılandığı ve erkeğin de daha çok kendisinden olmayan bir çocuğa bakmak durumunda kalacağından kaygılandığı biçimindeki evrimsel yaklaşımın yordamalarıyla mükemmel bir uyum göstermektedir.
129

65

Zihnin Haritasını Çıkarmak
Böylece, insan zihnindeki modüllerin bir kısmını gözden geçirmiş olduk. Aslında sadece yüzeyi biraz tırmaladık. Cosmides ve Tooby’ye göre, insan zihninde, yüzlerce ve hatta büyük bir ihtimalle binlerce modül yer almaktadır.

Evrimsel Psikolojiye Yönelik Eleştiriler
Evrimsel psikoloji, evrimsel biyoloji ve bilişsel psikoloji gibi bu güne kadar geliştirilmiş en başarılı iki bilimsel kuramı temel almasına karşın, çok sayıda eleştiriye de hedef olmaktadır. Kitabın bu son kısmında, bu eleştiriler ile evrimsel psikologların bu eleştirilere verdikleri yanıtlar üzerinde duracağız. Eleştirmenler evrimsel psikolojiyi şu üç bakımdan suçlamaktadır.

EVRİMSEL PSİKOLOJİNİNHEDEFİ TÜMBUMODÜLLERİ ANLAMAKVE ARALARINDAKİİLİŞKİLERİ ORTAYAKOYMAKTIR.

Bu hedefe ulaşıldığında, insan zihninin tam bir haritasını elde edebileceğiz. Tıpkı insan vücudunun tüm organları ve fizyolojik sistemleriyle çizimlerini içeren anatomi atlasları gibi, bir gün, psikoloji ders kitapları da tüm modüllerini gösterecek biçimde insan zihninin çizimlerini içerecektir.
130 131

66

Pan-Adaptasyonizm
Buraya kadar gördüğümüz gibi, adaptasyon evrimsel biyoloji ve evrimsel psikolojide merkezi bir kavramdır.
EVRİMSEL PSİKOLOGLAR,TIPKI İNSANBEDENİNİ OLUŞTURANORGANLAR GİBİ,İNSANZİHNİNİOLUŞTURAN MODÜLLERİNDEATALARIMIZIN YAŞADIĞIÇEVRENİNDAYATTIĞI BELİRLİBİRTAKIMPROBLEMLERİ ÇÖZMEKÜZEREDOĞALSEÇİLİM YOLUYLADESENLENEN ADAPTASYONLAROLDUĞUNU İLERİSÜRÜYORLAR.

Yan-Etkiler ve Yan-Ürünler
Tüm biyolojik özellikler adaptasyon değildir; oysa bunların bazıları adaptasyon olan özelliklerin yan-etkileri ya da yan ürünleridir. Örneğin, kemiklerin karmaşık yapıda olması, yumuşak dokuların içerisine yerleştirilebileceği, sağlam ve aynı zamanda da hafif bir iskelete olan ihtiyaç problemini çözmeye yönelik bir adaptasyondur.

BİRADAPTASYON BELİRLİBİRİŞLEVİ YERİNEGETİRMEK ÜZEREDESENLENMİŞ BİYOLOJİKBİR ÖZELLİKTİR.

STEVEN PINKER, Psikolog

FAKAT KEMİKLERİNBEYAZ RENKTEOLMASININ HİZMETETTİĞİBİRİŞLEV YOKTUR.BUSADECE KEMİKLERİN KALSİYUMDANYAPILMIŞ OLMASININBİRYANETKİSİDİR.

Cerebrum Cerebrum Cerebrum

Cerebrum

ÇAYIR YILANI

GÜVERCİN

OPOSSUM

KEDİ

Cerebrum

Cerebrum

ŞEMPANZE

İNSAN

132

133

67

Her Şey Bir Modül Değildir
Aynı görüş zihin için de geçerlidir. Zihinsel modüller adaptasyonlardır; ancak, bir çok diğer zihinsel görüngü bu adaptasyonların bir yan-ürünüdür. Örneğin, okumayı ele alalım. Okuma kapasitesi doğal seçilim tarafından doğrudan desenlenmedi. Yazma sadece yaklaşık 5,000 yıl önce keşfedildi, ki bu, doğal seçilimin böylesine karmaşık bir adaptasyonu desenlemesi için yeterli bir süre değildir.

Denenceler ve Onayları
Bu, şu anlama gelmektedir: Evrimsel psikologlar zihni haritalandırmada dikkatli olmalıdırlar. Her karmaşık kapasite için bir modül olduğunu varsaymamalıdırlar; çünkü, bazı kapasiteler başka şeyleri yapmak üzere desenlenmiş modüllerin yan-etkileridirler.
EĞEREVRİMSEL PSİKOLOGLAR İLGİLENDİKLERİDAVRANIŞA, BUDAVRANIŞIYARATMAK ÜZEREDESENLENMİŞBİR MODÜLÜNNEDENOLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORLARSA,OZAMAN BUFİKİRLERİNİMUTLAKATEST ETMELİDİRLER.

İNSANZİHNİNDE BİR“OKUMA MODÜLÜ” YOKTUR.

UNUTULMAMALIDIR Kİ,TESTEDİLİNCEYE KADARBİRFİKİR, SADECEBİR HİPOTEZDİR.

İlk yazı? Bu iki taş tablet Suriye’de bulundu.

Okuma kapasitesi, o halde, doğal seçilim tarafından desenlenmiş –görme ve dil gibi- diğer bir takım modüllerin yan-etkisi olmalıdır.
134 135

68

Elbette ki, hipotez üretmenin hiç bir sakıncası yoktur. Biliminsanları için yeni bir şeyler keşfetmenin yolu, yeni hipotezler üretmek ve onları test etmekten geçer. Eğer testler hipotezi doğrular ise, bu, bilimsel bilginin bir parçası olur. Öte yandan, eğer testler hipotezi yanlışlarsa, bu kez hipotez reddedilir ve biliminsanları alternatif hipotezler üretmeye çalışırlar. Bu da gayet yerinde bir bilimsel uygulamadır.

Masalsı Hikayeler?
Bazı eleştirmenler evrimsel psikologları bu sözde bilimsel günah ile suçlamaktadırlar. Örneğin, Amerikalı paleontolog Stephen Jay Gould, evrimsel psikologların, insan davranışlarına ilişkin evrimsel açıklamalara inanmaya gereğinden fazla hazır olduklarını ileri sürmektedir.
EVRİMSEL PSİKOLOGLARADAPTİF HİPOTEZLERİ,YETERİNCEVE UYGUNBİRBİÇİMDETEST ETMEDEN,SADECEBUNLAR KULAĞAHOŞGELEN HİKAYELEROLDUĞUİÇİN KABULEDİYORLAR.

YERİNDEOLMAYAN BİRUYGULAMA, UYGUNBİRBİÇİMDE TESTETMEDENBİR HİPOTEZİKABUL ETMEKTİR.

STEPHEN JAY GOULD

Gould, bu durumun evrimsel psikologları, bir çok zihinsel görüngünün sadece birer yan-etki olduğunu unutmaya yönelttiğini düşünmektedir (Gould bu yan-etkileri “spandrels” olarak adlandırmaktadır). Herşeyin bir adaptasyon olduğuna inanma eğilimi “pan-adaptasyonizm” olarak adlandırılır.

136

137

69

Evrimsel psikologlar pan-adaptasyonizm suçluları mıdırlar? Gerçekten de bir çok zihinsel görüngünün sadece yan-etkiler olduğunu unutmakta mıdırlar? Kanıtların tümü bunun tersini işaret etmektedir. Evrimsel psikologlar bir özelliği, o özelliğin bir adaptasyon olduğuna ilişkin kesin bir kanıt olmadıkça, bir adaptasyon olarak adlandırmak konusunda isteksizdirler. Bu konuda evrimsel psikologlar, Amerikalı biyolog George Williams’ın 1966’da yazdığı, Adaptasyon ve Doğal Seçilim adlı kitabında öne sürdüğü kuralı izlerler.
ADAPTASYONÖZEL VEBİROKADARDA KULLANANAYÜKGETİREN BİRKAVRAMDIR,BU YÜZDENSADECEGEREKLİ OLDUKÇA KULLANILMALIDIR.

Evrimsel psikologlar bu günkü insan davranışlarının çoğunun, diğer şeyler için desenlenmiş modüllerin yan-ürünleri olduğunu kabul etmektedirler. Günümüzde insanlar bilgisayar oyunları oynamakta, uçaklar inşa etmekte ve atalarımızın yapmadığı tonlarca şeyi yapmaktadırlar.

BUŞEYLERİ YAPABİLMEBECERİLERİ, BİLGİSAYAROYUNU OYNAMAKYADAUÇAKİNŞA ETMEKİÇİNMODÜLLER OLDUĞUVARSAYIMIYLA AÇIKLANAMAZ.

BUBECERİLER, DİĞERİŞLEVLERİ YERİNEGETİRMEK ÜZEREDESENLENMİŞ MODÜLLERİNYANÜRÜNLERİDİR.

GEORGE WILLIAMS

Aslında, insan uygarlığının -sanat, din ve bilim gibi- büyük ürünleri muhtemelen orijinal olarak başka amaçları gerçekleştirmek üzere desenlenmiş modüllerin yan-etkilerinden başka bir şey değildir. Belki de, evrimsel psikolojinin başarması gereken en büyük görev, taş-devrindeki yaşam için desenlenmiş bir zihnin böylesi sıradışı kültürel başarıları nasıl gerçekleştirebildiğini göstermektir.
139

138

70

Mantık Bir Yan-Ürün mü?
Bilişsel yan-etkinin evrimsel analizine iyi bir örnek Leda Cosmides ve John Tooby tarafından verilmektedir.

Wason-Seçme Testi
Bir yanında rakamlar, diğer yanında ise harfler olan bir deste kart bulunmaktadır. Kartlardan dört tanesi masanın üzerinde önünüze aşağıdaki gibi yerleştiriliyor:

MODERN İNSANINKARMAŞIKMANTIKSAL PROBLEMLERİÇÖZMESİNEİZİN VEREN,SOYUTUSLAMLAMALAR YAPMAMIZISAĞLAYANZİHİNSEL KAPASİTEMİZİNBÜYÜKBİR KISMI...

...SOSYALDEĞİŞ-TOKUŞU DÜZENLEYEN MODÜLLERİNYAN ÜRÜNLERİDİR..

Size şu kuralın uygulanacağı söyleniyor: Eğer kartın bir tarafında “D” varsa,

kartın öteki tarafında “3” vardır.

“SOSYALDEĞİŞ-TOKUŞ” İLEMANTIĞINNEİLGİSİ VAR?BUKONUDAKİ KANITINNE?

BUNUNDOĞRU OLUPOLMADIĞINI BULMAKİÇİNHANGİ KARTIÇEVİRMENİZ GEREKİYOR?

Cosmides ve Tooby’nin önerilerine bir dizi kanıt Wason-seçme testi adlı psikolojik bir testin sonuçlarından elde edilmektedir. Bir sonraki sayfaya bakın, bakalım yapabilecek misiniz.
140

Problem bu şekilde sunulduğunda insanların çoğu yanlış yanıt vermişlerdir. Ancak, testin sunuluş biçimi Cosmides ve Tooby tarafından değiştirildiğinde, bu kez insanların çoğu doğru yanıtı vermişlerdir. Testin bu versiyonu bir sonraki sayfada görülebilir...
141

71

Bir barda güvenlikten sorumlu bir görevli olduğunuzu düşünün. Çalıştığınız barda, yaşı küçük olanların bira içmediğinden emin olmanız gerekiyor. Her bir kart bir müşteriyi göstermektedir; kartın bir tarafında müşterinin yaşı, diğer tarafında da ne içtiği bilgisi yer almaktadır. Şimdi hangi kartı çevirmelisiniz?

Yalancıyı Bulmak
Testin her iki versiyonu için de doğru yanıt, ilk ve son kartları çevirmeniz olacaktı. Her iki test de aynı mantıksal formdadır.

BİRA

KOLA

25 YAŞINDA

16 YAŞINDA

OHALDE, NEDENİNSANLAR İKİNCİVERSİYONDA DOĞRUYANITIDAHA KOLAYBULMAKTADIR?

DOĞRUYANITI BULUP BULMADIĞINIZI GÖRMEKİÇİNBİR SONRAKİSAYFAYI ÇEVİRİN...
İKİNCİ VERSİYONDAHA KOLAYGELMEKTEDİR ÇÜNKÜ,İKİNCİ VERSİYONTÜMÜYLE YALANCIYIBULMAYA YÖNELİKTİR.

Aynı mantıksal problemin neden bir bağlamda kolay ve diğerinde zor olduğu gerçeği, zihnin tek ve genel-amaçlı bir uslamlama aracı değil, fakat özelamaçlı mekanizmaların bir toplamı olduğunu düşündürmektedir.
142 143

72

Cosmides ve Tooby diğer olası denence ve açıklamaları ortadan kaldırabilmek için çok sayıda kontrol testleri uyguladılar. Problem, sadece, aldatmayla ilgili bir çerçevede sunulduğu zaman, insanların kolayca çözüme ulaşabildiklerini buldular. Dolayısıyla, mantıksal çıkarsama yapabilme becerisi, özellikle, yalancıları saptama ve sosyal anlaşmaları takip etmemizde bize yardımcı olmak üzere evrimleştiği için; yalancı-saptama bağlamında mantıksal çıkarsamayı kullanmamızın, diğer bağlamlarda bunu kullanmamızdan çok daha kolay olacağını bekleyebiliriz.

Zihinsel Modüllerin İki Özelliği
Cosmides ve Tooby’nin öne sürdüklerini izleyebilmek için zihinsel modüllerin iki özelliğini anlamak gerekmektedir.

1. Bilgisel Kapsülleşme Her modül bilgi işlemede kendi kurallarına sahiptir ve kendi bilgi temeline dayanır. Bir modül, bir başka modülün kurallarına ve bilgi temeline erişimli değildir.

BAŞKABİR BİÇİMDEİFADEEDECEK OLURSAK,MANTIKSAL ÇIKARSAMAYAPMA KAPASİTELERİMİZ,YALANCIYI SAPTAMAKİÇİNÖZELOLARAK EVRİMLEŞMİŞBİR MODÜLEAİT OLABİLİR.

2. Alana Özgülük Bir modül sadece kendisiyle ilgili bir girdi sağlandığında etkinleşir. Her modül belirli bir adaptif problemi çözmek üzere evrimleşmiştir ve sadece o problemle ilgili bilgi sağlandığında etkinleşir.

144

145

73

Yeniden Modülerlik
Tooby ve Cosmides’e göre, sosyal değiş-tokuşu düzenleyen modüller arasında bir yalancı-saptama modülü yer almaktadır. Mantıksal çıkarsamaya ilişkin kurallar bu modül içerisinde depolanmış olabilir. Diğer tüm modüllerde olduğu gibi, yalancı-saptama modülü bilgisel olarak kapsülleşmiştir, bu bakımdan, diğer modüllerin mantıksal çıkarsama kuralına erişimleri yoktur.

Wason-seçme testinin ilk versiyonunda bilgi soyut bir formda sunuldu.

DOLAYISIYLADA, YALANCI-SAPTAMAETKİN HALEGEÇMEDİVE MANTIKSALÇIKARSAMAYA İLİŞKİNDOĞUŞTAN DEPOLANMIŞBİLGİYE ULAŞILAMADI.

Wason-seçme testinin ikinci versiyonunda ise...

MANTIKSAL ÇIKARSAMA

...BİLGİ,YALANI YAKALAMAYLAİLGİLİ SOMUTBİRSOSYAL PROBLEMFORMUNDA SUNULDU...
AÇIK

KAPALI

YALANCI SAPTAMA MEKANİZMASI

AÇIK
SÖZKONUSU KURALLARASADECE YALANCI-SAPTAMA MODÜLÜ TARAFINDAN ERİŞİLEBİLİR.

FAKATYALANCISAPTAMAMODÜLÜİLGİLİ FORMDABİLGİ SAĞLANMADIĞI TAKTİRDE ETKİNLEŞMEYECEKTİR.

...BÖYLECEDE,YALANCISAPTAMAMEKANİZMASI ETKİNHALEGEÇTİVE MANTIKSALÇIKARSAMAYA İLİŞKİNKURALLAR UYGULANMAYABAŞLANDI.

146

147

74

İndirgemecilik
Eleştirmenler tarafından evrimsel psikolojiye yöneltilen bir başka suçlama da evrimsel psikolojinin indirgemeci olduğu yolundadır. Eleştirmenler bu sözcüğü sanki kötüye kullanmaymış gibi kullanmaktadırlar; ancak, indirgemecilik aslında bütün bilimlerin temel sürecidir. Bilim, çok sayıdaki farklı görüngüyü az sayıda temel ilke ile açıklama sürecidir.

En Basit Doğru Kuramsal Yaklaşım
Basit ve yalın kuramsal yaklaşımlar oluşturmaya çalışmanın yanlış bir tarafı yoktur. Yanlış olan, kuramın keskinliğinden ödün vermek pahasına, basit olmaya çalışmaktır. Biliminsanları keskin olan en basit kuramsal yaklaşımlar peşindedirler, en basit kuramlar peşinde değil, nokta. Biliminsanı eğer, kuramı, tüm verileri açıklayamayacak kadar basitleştirirse, bu iyi bilim değildir.

Güneş

Venüs

Dünya

Merkür Dünya Ay

AMERİKALIFELSEFECİDANIEL DENNET BUHATAYI,YERİNDE BİRBİLİMSELUYGULAMA OLANİNDİRGEMECİLİKTEN AYIRTETMEKTEVE“KATI İNDİRGEMECİLİK”OLARAK ADLANDIRMAKTADIR.

Venüs Merkür

Uydu Yörünge

İNDİRGEMECİLİKİYİ BİLİM;KATI İNDİRGEMECİLİKİSE, KÖTÜBİLİMDİR.

ÖRNEĞİN, NEWTON’INYERÇEKİMİ KURAMI,GEZEGENVE YILDIZLARINÇOKSAYIDAKİ GARİP-ANLAŞILMAZHAREKETİNİ TEKBİRGÜCE “İNDİRGEMEKTEDİR”.

TÜMBUNLAR BİRNEDENDEN DOLAYIDIR: YERÇEKİMİ.

148

149

75

Katı indirgemeciliğin suçlusu evrimsel psikologlar mıdır? Evrimsel psikologlar, birbirinden farklı görünen görüngüleri, genel ilkeler düzeyinde açıklama eğilimde olmalarından dolayı indirgemecidirler. Evrimsel psikologlar, öte yandan, katı indirgemeciliği reddederler; çünkü, ilgilendikleri karmaşık görüngüleri aşırı basitleştirmezler.
ZİHİN ANLAŞILABİLİR, FAKATYALNIZCABİR İLKEKULLANILARAK DEĞİL! PINKER İNSANZİHNİ TÜMÜYLE ANLAŞILAMAYACAK KADAR KARMAŞIKTIR.

Genetik Determinizm
Bazı eleştirmenler evrimsel psikolojiyi bir de “genetik determizim”i desteklemekle suçlamaktadır. Onlara göre, evrimsel psikoloji genlere gereğinden fazla önem atfetmekte; buna karşın, çevreye yeterince önem vermemektedir. Söz konusu eleştirmenler, bu durumun, evrimsel psikologları bir çok insan davranışının kaçınılmaz ve değiştirilemez olduğuna inanmaya ittiğini düşünmektedirler.
ELEŞTİRİDE BULUNANLAR BUNUNSADECE YANLIŞDEĞİL…

PSİKOLOJİTEKBİR TEMELİLKEYE İNDİRGENEBİLİR: FİKİRLERİNÇAĞRIŞIMI İLKESİ.

DAVID HUME (İskoç Felsefeci, 1711-1776)

FODOR

…AYNIZAMANDA, TOPLUMUNGELİŞMESİ, İLERLEMESİİÇİNVERİLEN ÇABALARÜZERİNDE CAYDIRICIVESTATÜKOCU OLMASIBAKIMINDAN, POLİTİKAÇIDANDATEHLİKELİ OLDUĞUNUİLERİ SÜRMEKTEDİRLER.

Böylesi bir akıl yürütmede üç önemli sorun yer almaktadır. Bunların herbirini sırayla inceleyeceğiz. İncelediğimizde de, “genetik determinizm” suçlamalarının tümüyle yersiz olduğunu göreceğiz.
150 151

76

Genlere Gereğinden Fazla bir Önem mi Atfediliyor?
Yüzlerce yıldır insanlar, davranışın doğuştan mı geldiği, yoksa sonradan mı kazanıldığı (nature-nurture) sorusunu tartışmaktadırlar. Doğuştanlık tarafında yer alan Francis Galton (1822-1911) gibi insanlar, kişilik özellikleri ve bilişsel farklılıkların doğuştan itibaren sabit olduğunu savundular.

Doğuştan mı? Yoksa Çevreden mi?
20. yüzyılda genetik bilimindeki ilerlemelerle beraber, bu birbiriyle yarışan kuramlar bilimsel terimlerle yeniden ifade edilmeye başlandı. Doğuştanlık (nature), genetik nedenlerle ve çevredenlik (nurture) de, çevresel nedenlerle eşitlendi. Ancak, terminolojideki değişmeye karşın, öne sürülen görüşler aynı kaldı. İnsanlar bu tartışmaya sanki biri ya da öteki seçilmeliymiş gibi yaklaşmaya devam ettiler.

DAHİVEAPTAL OLUNMAZ,DAHİVE APTALDOĞULUR.

Francis Watson (1916-) ve James Crick (1928-) DNA yapısının ortakkaşifleri, 1953

Gregor Mendel (1822-1884) gentiğin babası.

GENETİKDETERMİNİZM İNSANDAVRANIŞLARININ TÜMÜYLEGENETİK OLDUĞUNUİLERİSÜRDÜ.

BUGÖRÜŞLER, HERKESİNAYNI POTANSİYELESAHİP OLARAKDOĞDUĞUNU SAVUNAN,DİĞERLERİ TARAFINDAN REDDEDİLDİ.

DAHİMİYOKSA, APTALMIOLACAĞIN TÜMÜYLEYAŞADIĞIN ÇEVRENİNNASIL OLDUĞUNA BAĞLIDIR.

ÇEVRESEL DETERMİNİSTLERİSE, İNSANDAVRANIŞININ TÜMÜYLEÇEVRESEL OLDUĞUNUSAVUNDU.

152

153

77

Davranışsal Genetik
1960’larda, davranışsal genetik bilim alanı, ikiz-çalışmaları, evlatlıkçalışmaları gibi yeni teknikleri kullanarak, bu yarışan kuramları test etmenin bir yolu olarak gelişmeye başladı. O zamandan beri, davranışsal genetikçiler psikolojik özelliklerin çoğunun hem genetik ve hem de çevresel faktörlerin bir birleşimi tarafından etkilendiğini ve bu etkilerin göreli öneminin özellikten özelliğe değiştiğini buldular. Çocukluk
Genetik %40
ÖRNEĞİN, OTİZMİNBÜYÜK ÖLÇÜDE KALITIMSAL ÖTEYANDAN, OLDUĞU ZEKANINYAKLAŞIK BULUNDU. OLARAKYARISININ

İnsan Çeşitliliği ve İnsan Doğası
Davranışsal genetikçiler zekanın “yarısı kalıtımsaldır” demekle, değişme sınırları bilinen çevrelerden olan insanların zeka puanlarındaki değişmenin, yaklaşık yarısının genetik farklılıklardan kaynaklandığı söylemektedirler. Ancak, evrimsel psikologlar söz konusu bireysel farklılıklar üzerinde fazla durmazlar. Davranışsal genetikçilerin tersine, evrimsel psikologlar insan davranışının altında yatan benzerliklere daha fazla önem verirler.

İNSANLARFARKLI BÜYÜKLÜKLERDEKALP VEBEYİNLERESAHİP OLABİLİRLER;ANCAK, HEPSİDEBİRKALPVE BEYİNESAHİPTİRLER.

AYNIŞEKİLDE,SAHİP OLDUKLARIZİHİNSEL MODÜLLERİNBOYUTLARI AÇISINDANFARKLI OLABİLİRLER;ANCAKHEPSİ DEAYNITEMELZİHİNSEL DESENESAHİPTİRLER.

Hata %10 Ortak Çevre %25

KALITIMSAL, YARISININDA ÇEVRESELOLDUĞU BULUNDU.

Farklı Çevre %25

Çocuklukta, genler, zekadaki değişmenin hemen hemen yarısı açıklamaktadır.

Yetişkinlik

Genetik %60

Hata %5

Farklı Çevre %35 Genler, insanlar yaşlandıkça daha önemli hale gelmektedir, daha az değil.

Evrimsel psikologların ilgisini tüm insanlarda ortak olan, zihne ilişkin temel desen özellikleri yani insanın doğası daha çok çekmektedir.

154

155

78

Evrimsel psikologların, bireysel farklılıklara neden olan genetik ve çevresel faktörlerin göreli önemine ilişkin bunun ötesinde söyledikleri bir şey yoktur; davranışsal genetiğin bulgularını kabul ederler. Diğer bir deyişle, evrimsel psikologlar, insan özelliklerinin çoğunun genetik ve çevresel nedenlerden etkilendiğini kabul ederler. Evrimsel psikologlar, genetik ve çevresel faktörlerin nasıl etkileştiklerinin anlaşılmasının önemine ağırlık verirler ve genlerin farklı çevresel koşullara bir yanıt olarak, sıklıkla farklı zihinler geliştirdiklerine dikkatleri çekerler.
BUDA,GENETİK DETERMİNİZMİN ÇOKUZAĞINDA KALMAKTADIR.

İnsan Davranışları Kaçınılmaz ve Değiştirilemez midir?
Evrimsel psikologlar, insan davranışlarının büyük bir kısmının değiştirilmesinin mümkün olduğunu kabul ederler. Her türlü davranış, zihinlerimizin çevremizle olan etkileşimleri sonucudur ve zihin de genlerimizin çevreyle olan etkileşiminin sonucudur. Farklı çevre koşulları zihnin farklı biçimlerde gelişmesine yol açacaktır ve dolayısıyla da davranışlara neden olma biçimlerini değiştirecektir.
GERÇEKTEN DE,BUESNEKLİK, DESENLENİŞ BİÇİMİMİZİN ÖNEMLİBİR PARÇASIDIR. DOĞALSEÇİLİM, İNSANGELİŞİMİNİBİR TAKIMÇEVRESEL TETİKLEYİCİLERE BAĞLIOLACAK BİÇİMDE PROGRAMLADI.

156

157

79

Öte yandan, insanların esnekliğinin de bir sınırı vardır. Çevredeki değişmeler, göreli olarak sabit genetik malzeme (genom) ve göreli olarak sabit bir zihinsel mimari ile etkileşmektedir.

Evrimsel Psikoloji Statükocu mu?
Evrimsel psikoloji hiçbir politik programa doğrulayıcı bir destek sağlamaz. Evrimsel psikoloji bir bilimdir ve bilim gerçeklerin keşfedilmesi içindir, değer yargıları üretmek için değil. İnsanların davranma biçimi hakkındaki bir ifade doğru ya da yanlış olabilir; ancak, insanların nasıl davranmaları gerektiğine ilişkin bir ifade ne doğrudur ne de yanlış –sadece kendi başına, öznel bir görüştür.

ÇEVRESELDEĞİŞMELERİN İNSANLARINDAVRANMA ŞEKİLLERİNİNASIL ETKİLEDİĞİNİANLAMAK İSTİYORSANIZ…

…ÇEVRENİNÇEVRESEL OLMAYANFAKTÖRLERLE ETKİLEŞMEBİÇİMİNİ ANLAMANIZGEREKİR.
İNSANLARA PLASTİKKANATLAR VEREREKONLARIN UÇMALARINI SAĞLAYAMAYIZ.

İNSANLARDA AKRABALARIYARARINA DAVRANMAEĞİLİMİNİN EVRİMLEŞMİŞOLMASI, ADAMKAYIRMACILIĞINİYİ BİRŞEYOLDUĞU ANLAMINA GELMEZ. EVRİMSELPSİKOLOJİ, İNSANDOĞASININNASIL BİRŞEYOLDUĞUNU BETİMLER,İNSANLARINNE YAPMASIGEREKTİĞİNİ DAYATMAZ.

158

159

80

Doğallık Kandırmacası
Bir şeyin doğal olduğu için iyi olduğunu savunmak “doğallık kandırmacası” olarak adlandırılır. Doğallık görüşünün temelinde, doğayı gözleyerek moral dersler çıkarılabileceği biçimindeki yanlış bir düşünce yer alır.

Hatalı Eleştiriler ve Yanlış Anlamalar
Evrimsel psikolojiye yönelik “genetik determinizm” suçlamaları tümüyle temelsizdir. Evrimsel psikoloji genlere gereğinden fazla bir önem atfetmez.

BELİRTMELİYİMKİ,HİÇBİR BASİT“BUBÖYLEDİR” İFADESİNDEN;HİÇBİRBASİT “BUBÖYLEOLMALIDIR” İFADESİELDEEDİLEMEZ. DÜNYANINBÜTÜN BİLİNENLERİNİBİR ARAYATOPLASAKBİLE, TEKBAŞINABU GERÇEKLERE DAYANARAK YAPILABİLECEK HERHANGİBİRMORAL SONUCU KANITLAYAMAYIZ.

BİLİMSELGERÇEKLERE DAYALIGÖRÜŞLERİLE DEĞERYARGILARI BİRBİRLERİNDENFARKLI İFADELERDİR.

EVRİMSEL PSİKOLOJİ,İNSAN DAVRANIŞLARININ KAÇINILMAZVE DEĞİŞTİRİLEMEZ OLDUĞUNUSAVUNMAZVE AHLAKİBEYANLARDA BULUNMAZ.

OHALDE,NEDEN BUELEŞTİRİLERİNİLKHEDEFİ EVRİMSELPSİKOLOJİOLUYOR? NEDENBUKADARÇOKYANLIŞ ANLAMAVAR?

Bilimler, evrimsel psikolojide de dahil olmak üzere, kendilerini bilimsel gerçeklerle sınırlar ve değer yargılarında bulunma işini etik alanına bırakırlar. Ahlaki sorular bilim ile bir sonuca bağlanamaz. Belki de, bu insanın özgürlüğü için bir anahtardır.
160 161

81

Tarihin Mirası
Sorunun yanıtı tarihte yatmaktadır. Darwin’in evrime ilişkin görüşleri bir çok insan tarafından, belirli politik projelere destek sağlamak amacıyla, çarpıtılmıştır; ki, bunların bir kısmı gerçek birer ahlak fakiridirler. Örneğin, Viktoriyan zamanlarda, Herbert Spencer (1820-1903) ve diğer “sosyal Darwinistler” (bu şekilde bilinirler), Darwin’in görüşlerinde, vahşi liberalist ekonomik sistemlerine destek sağlayacak bir şeyler bulabileceklerini düşündüler.

Sosyal Darwinistler ve ırkçı Naziler politikalarının kökeninde Darwinyen kuramın olduğunu savundular; ancak, bu çok büyük bir hataydı. Darwin hiçbir zaman kuramının sosyal eşitsizlik ve ırkçılık politikalarını doğruladığını savunmadı. Ancak çamur bir kez atılmıştı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, insan psikolojisiyle ilgili olarak evrimsel kuramdan söz etmek, otomatik olarak insanlara Nazi Almanya’sının despotizmini hatırlattı. Bugün, evrimsel psikoloji sosyal Darwinizm ve Nazi ırkçılığından çok uzakta yer alsa dahi, insanlar evrimsel psikolojiye, aynı biçimde tepki vermektedirler. Eleştirmenlerin evrimsel psikolojiyi genetik determinizm ile suçlamaları yanlış olabilir, ancak tarihin ışığında korkuları daha anlaşılabilirdir.

BUDOĞAL SEÇİLİM.GÜÇLÜ OLANIN YAŞAMKALIMINI İFADEEDER.

BUSİZİN İFADENİZMR. SPENCER, BENİMKİ DEĞİL.

1930 ve 40’lar Almanya’sında, Naziler, İkinci Dünya Savaşı süresince milyonlarca Yahudi’nin yok edilmesiyle belirginleşen, kendi ırkçı, “ari ırk” politikalarını doğrulamak için Darwin’den medet umdular.
162 163

82

Evrimsel Psikolojinin Geleceği
Evrimsel psikologlar bu korkulara iki biçimde yanıt verdiler. Bir yanda, eleştirmenlere, insan doğasını betimlemeye çalıştıklarını, nasıl olması gerektiğiyle ilgilenmediklerini hatırlattılar. Diğer yanda ise, evrimsel psikolojideki keşiflerin en az sağ-kanat politikaları kadar sol-kanat poltikalar tarafından da kullanılabileceğini vurguladılar. Örneğin, refahı daha eşit bir biçimde dağıtmayı hedefleyen politika yapıcıları, insanların eşitsizliğin göreli olarak az olduğu gruplarda yaşamaya adapte olduklarına ilişkin bulguları kullanabilirlerdi.

Darwinyen Devrim
Özellikle son on yılda, evrimsel psikoloji büyük bir ilerleme kaydetti. Her yıl, insan zihnine ilişkin denenceleri onaylayan daha fazla çalışma ortaya çıktı. Bir çok yazar yeni bir paradigmanın doğuşuna işaret etti.

DARWİNİZM KATIBİRBİÇİMDE TARAFSIZDIR,DOLAYISIYLA DARWİNİZMİNBİZDE YARATTIĞIİÇGÖRÜNÜNSOL POLİTİKALARTARAFINDANDA KULLANILMAMASIİÇİN BİRNEDENYOKTUR.

SOSYALBİLİMLERİLE DOĞABİLİMLERİ ARASINDAKİRADİKAL BÖLÜNMEİLEBESLENEN “STANDARTSOSYAL BİLİMMODELİ” GEÇERSİZKILINDI.

YERİNİ DARWİNYEN MODELALDI.

PETER SINGER, Çağdaş Ahlak Filozofu

SOLA DÖN
SOLA DÖN

SOSYAL

SADECE SOLA

Evrimsel psikoloji hala emekleme evresindedir. Darwin’in evrim kuramı bir yüzyıldan daha fazla bir zamandır ortada olmasına karşın, ancak 1970’lerden sonra psikologlar, insan zihnini anlamada evrimsel kuram ile ilinti kurmaya başladı. Tüm yeni bilimlerde olduğu gibi, ilk çalışmalarda ciddi sorunlar, hatalar oldu. Ancak, evrimsel psikologlar bu hatalardan derslerini aldılar ve yakın zamanlardaki çalışmalar çok daha doğru ve keskin sonuçlar vermeye başladı.

Darwinyen Model daha keskin yordamalar yapmakta ve insana ilişkin bilgimizi bunun dışındaki bilgi ile entegre etmektedir.
165

164

83

Psikolojinin Geleceği
Gelecekte, insan psikolojisinin çalışılması Darwinyen yaklaşım tarafından tümüyle biçim değiştirecektir. Nasıl insan vücudu hakkında, onu desenleyen seçici süreçleri çalışmak suretiyle, bir çok şey öğrendiysek; aynı şekilde, insan zihni hakkında da onun evrimsel tarihini çalışarak bir çok şey öğreniyoruz. George Williams’ın sözcükleriyle …

Ek Okuma İçin
Evrimsel psikolojiye giriş olması bakımından iki yayın önerilebilir.

How the Mind Works, Steven Pinker (UK: Penguin, 1998; US: Norton,
1997). 600 sayfadan daha fazla bir uzunlukta, ancak evrimsel psikolojinin öncülerinden birisi tarafından yazılmış, okuması kolay bir kitap.

The Moral Animal: Evolutionary Psychology and Everyday Life, Robert
İNSANZİHNİNEİLİŞKİN ANLAYIŞIMIZIN,ONUN DESENLENİŞAMACINI BİLMEKSAYESİNDE,BÜYÜK ÖLÇÜDEGENİŞLEYECEĞİNİ ÖNGÖRMEKMANTIKLI DEĞİLDİR.

Wright (UK: Abacus, 1995; US: Pantheon, 1994). Pinker’ın kitabından biraz daha kısa ve soğuk-kuru bilimsel dili olmayan bir kitap. Evrimsel psikolojiyle ilgili çok sayıda örnek ve Darwin’in yaşamına göndermeler yer almakta. Bu kitabı okumakla Darwin’in yaşamına ilişkin bir biyografi de kazanmış oluyorsunuz. Temel kaynaklar olması bakımından, aşağıdaki, öncül sayılabilecek bir kaç çalışma önerilebilir.

Homicide, Martin Daly ve Margo Wilson (Aldine de Gruyter, 1988). Cinayet ve katletmeye ilişkin kültürlerarası bir örüntü ortaya koyuyor Darwinyen bir açıklama getiriyor.

The Evolution of Desire: Strategies of Human Mating, David Buss (UK:
HarperCollins, 1994; US: Basic Books, 1994). Erkek ve kadında farklı cinsel stratejileri inceleyen bir kitap. Kitap, Buss’un yürüttüğü ve 33 ülkeden 10,000 denekten elde edilen yüklü bir çalışmayı temel alıyor.

The Adapted Mind: Evolutionary Psychology and the Generation of Culture,
GELECEKTE,“EVRİMSEL PSİKOLOJİ”ADI KULLANILMAYACAK; SADECE“PSİKOLOJİ” ADIKULLANILACAK.

Jerome Barkow, Leda Cosmides ve John Tooby tarafından düzenlendi (Oxford University Press, 1992). Cosmides ve Tooby’nin ünlü yalancıyakalama çalışmasını da içeren orijinal çalışmaların klasik olmaya aday bir toplaması. Stil ve biçim açısından akademik bir havada, ancak öne sürülen fikirler oldukça güçlü.

Handbook of Evolutionary Psychology, Charles Crawford ve David Krebs tarafından düzenlendi (Lawrence Eribaum Associates, 1997). Orijinal makalelerin daha yeni bir koleksiyonu. Oldukça teknik bir havada yazılmış. Yeni başlayanlar için uygun değil. Evrimsel psikolojinin temelinde yatan biyolojik yaklaşımlar için aşağıdakilerden iyisini bulamazsınız.

The Selfish Gene, Richard Dawkins (Oxford University Press,1989). Kitap ilk kez 1976’da basıldı,George Williams, William Hamilton, Robert Trivers gibi evrimsel biyologların keşifleriyle çok daha popüler bir hale geldi. Çağdaş Darwinyen düşünme biçimine en büyük katkı olma özelliğini sürdürmekte.

166

167

84

The Blind Watchmaker, Richard Dawkins (UK: Penguin, 1988; US: Norton,
1988). Kitap, doğal seçilimin nasıl çalıştığına ilişkin oldukça anlaşılır bir açıklama getiriyor, genel bir takım yanlış anlamaları düzeltiyor.

Evrimsel Psikoloji Süreli Yayınları
Kitaplar her zaman en yeni araştırmaların bir kaç yıl gerisindedirler. Tüm bilimlerde en yeni çalışmalara ulaşmak için o alandaki akademik dergilere baş vurmak gerekir. Evrimsel psikolojide bu amaca yönelik iki dergi bulunmaktadır: Evolution and Human Behavior (önceleri Ethology and Sociobiology olarak yayımlanmaktaydı) iki-ayda-bir sıklıkla, Elsevier Science tarafından yayımlanmaktadır; ikinci dergi ise, Human Nature, Aldine de Gruyter tarafından yılda dört kez yayımlanmaktadır. Ayrıca, Cambridge University Press tarafından çıkarılan Behavioral and Brain Sciences da (yılda dört kez yayımlanır) yine bir çok önemli evrimsel psikolojiyle ilgili makaleleri bulabilirsiniz .

The Ant and the Peacock, Helena Cronin (Cambridge University Press,
1992). Kitap, evrimsel biyologların, geliştirdikleri, akraba tanıma, karşılıklı diğergâmlık ve cinsel seçilim kuramı gibi son derece ilginç kuramlarla nasıl çözüme ilişkin yol kat ettiklerini anlatmakta. İnsan ve insansı atalarımız hakkında okumak için aşağıdaki okumalar önerilebilir.

The Day Before Yesterday: Five Million Years of Human History, Colin Tudge (UK: Jonathan Cape, 1995; US: {The Time Before History) Scribner, 1996). Çağdaş bilim yazarlarının en iyilerinden birisi tarafından yazılmış insan evrimine ilişkin güzel bir inceleme. Humans Before Humanity: An Evolutionary Perspective, Robert Foley
(Blackwell, 1997). Paleontolojik kayıtlara daha akademik bir bakış. Dilin evrimine ilişkin iki harika kitap.

Internette Evrimsel Psikoloji the evolutionist önde gelen evrimsel düşünürlerle yapılan görüşmeleri içeren bir internet sitesidir: http://www.lse.ac.uk/cpnss/evolutionist Human Behavior and Evolution Society’nin sitesini de ziyaret edebilirsiniz: http://psych.lmu.edu/hbes.htm

The Language Instinct: The New Science of Language and Mind, Steven
Pinker (UK: Penguin, 1994; US: William Morrow, 1994). Linguistik alanında elde edilen son gelişmeler bu kitapta özetlenmekte ve söz konusu gelişmeler evrimsel perspektife yerleştirilmekte.

Grooming, Gossip and the Evolution of Language, Robin Dunbar (UK: Faber, 1996; US: Harvard University Press, 1997). Dunbar, dilin ilk olarak sosyal bilginin değiş-tokuş edilmesi biçiminde evrildiğine ilişkin kuramını kitabında açıklıyor.
Son olarak,

Darwinism Today serisi (Helena Cronin and Oliver Curry tarafından düzenlendi (Weidenfeld and Nicholson Press in the UK and Yale University Press in the US). Seri evrimsel psikolojideki yeni gelişmeleri araştırmakta, okunabilirliği oldukça yüksek yazılar halinde okura sunuluyor.

168

169

85

Yazarlar
Dylan Evans London School of Economics’de Felsefe Bölümü’nde, Mantık ve Bilimsel Yöntem alanında araştırma öğrencisidir. Doktorasını bilişsel bilim ve duygular üzerine yazmaktadır. Oscar Zarate, daha başka altı giriş kitabı için çizimler yaptı: Freud, Stephen Hawking, Quantum Theory, Machiavelli, Melanie Klein, Mind & Brain, Lenim for Beginners ve Mafia for Beginners. Zarate çok sayıda çizgi roman yazdı: A Small Killing (bununla 1994 en iyi çizgi roman için Will Eisner ödülünü kazandı), It’s Dark in London adındaki, 1996’da basılan, çizgi romanlardan oluşan bir koleksiyonu düzenledi.

Evrimsel Psikolojiye
Giriş
Zihin nasıl evrimleşti? İnsan zihni atalarımızın ve en yakın akrabamız olan ape’lerin zihinlerinden ne kadar ve hangi bakımlardan farklı? Zihinlerimiz bencil genler tarafından yapılmış ise, neden oldukça işbirlikci varlıklarız? Kadın ve erkek psikolojisi arasındaki farklar evrimsel terimlerle incelenebilir mi? Bunlar, hızla gelişen evrimsel psikoloji adlı araştırma programının merkezindeki sorulardır. Evrimsel biyoloji ve bilişsel psikolojinin kazandırdığı içgörü ile antropoloji, primatoloji ve arkeolojinin verilerinden yararlanan evrimsel psikoloji, insan doğasını gerçek anlamda bilimsel olarak açıklamak için parçaları bir araya getirmeye başlıyor. Evrimsel Psikolojiye Giriş bu yeni ve heyecan verici alana mükemmel bir giriş olanağı sunuyor. Son derece parlak ve yalın bir dille Dylan Evans tarafından yazılan ve ödüllü sanatçı Oscar Zarate’nin çizimleriyle şekillenen bu kitap, zihnin tarihine son derece ilginç bir bakış getiriyor.

170

171

86

Similar Documents

Free Essay

The Evolutionary Psychology of Emotions

...The Evolutionary Psychology of Emotions Abstract This paper will discussed that evolutionary perspective on emotions and behavior may help to resolve its inconsistency. To resolve this inconsistency we will evaluate two evolutionary approaches to emotion, discuss how linking these emotions to specific problems work, and argue that the findings are consistent with the claim that the emotions often display evidence of being intended to help, rather than deter. EVOLUTIONARY THEORIES OF EMOTION Over the years there have been several adaptive-evolutionary treatments of emotion that have developed ( Ekman & Davidson, 1994), there are several evolutionary approaches but the psychological evolutionary approach distinguishes itself by implementing an overtly adaptationist perception (Barkow, Cosmides, & Tooby, 1992). According to research conducted by Buss, Halelton, Shackelford, Bleske, &Wakefeild (1999) adaptionist seem to think that the mind is made up of countless psychological adaptions, which is said to produce natural and sexual selection over several generations throughout human evolution. Emotions can be affective by the ways humans think and behave (Clore, Schwarz, & Conway, 1994). Throughout the years evolutionary approaches for emotions and social decision making changed from hypothetical models to empirical investigations. One of the theoretical approaches used in emotion and decision making is experimental economics which is used to explore...

Words: 4116 - Pages: 17

Premium Essay

Evolutionary Psychology

...Kadejah Hairston PSY 225 Final Evaluation Paper I took this course in evolutionary psychology, not only because I needed it for my minor credits, but because I wanted to learn how evolutionary principles shape the body and the mind. In the same way that physiological systems can be described as products of natural selection, psychological systems can be described as mental adaptations acquired by the same processes. People can learn a lot about the mind if they were to take a course on evolutionary psychology. I did not have much knowledge about evolutionary psychology when I signed up for the class, but I did have expectations about the class when I signed up. I expected to do a lot of the things that we did end up doing, such as watching videos and reading about different things. This was not a class where I had to always read the book for a good example, because examples of psychology could be found anywhere. If it was not a video that I could watch I would try to find another source other than the book after reading the assigned chapter so I could see it from different prospective. Yes, this course did meet my expectations. We did majority of the things that I expected to do plus more. I was not expecting us not to have a limit to how much we posted each week, but I think without the word limit on our post it made the topics easier to talk about. Some people would just get straight to the point while others would go into a lot of detail in their post. The...

Words: 584 - Pages: 3

Premium Essay

Environmental and Evolutionary Psychology Transcript

...Environmental and Evolutionary Psychology Transcript PSYCH/635 February 1, 2016 Dr. John Barker Environmental and Evolutionary Psychology Transcript Introduction The environmental and evolutionary psychology field is the study of how a person’s environment can affect their psychological process. The environmental field helps identify if there is a connection involving the environment of a person and what impact it can have on a person’s life. The evolutionary psychology part of the field does research on a person’s memory, perspectives, and language through the theory of adaptation. Evolutionary theory will focus on the properties of an organism and how the organism functions and it will include information on how the brain functions. Some people will react to certain situations in one manner and someone else in another. It depends on the person and the situation that they are faced with as well as the environment that they were raised in. People will tend to adapt in their environment because of necessity to survive and to become comfortable within their environment. Theorists that study evolution may view a person’s psychological traits to be progressed adaptations. The field of environmental and evolutionary psychology can help a person in understanding how external factors may affect their lives. Some people do not see the outdoors as being therapeutic, but there are a lot of factors of being in nature that can help a person. Spending time outdoors and with animals can...

Words: 1461 - Pages: 6

Premium Essay

Personal Narrative: My Study Of Evolutionary Psychology

...In a diverse country we live in, the study of psychology takes part in everyday life of a human soul. Psychology is the scientific study of behavior and mental processes. It helps us understand many different roles people go through. In psychology, there are seven different schools of thought, in which they focus in different roles people behave and think. Evolutionary psychology would be the school I follow. Being a evolutionary psychologist would allow me to study how human behavior required for survival have adapted in the face of environment. Certain skill is need to learn to adapt for survival, like language. The way we communicate allows us to express our feelings, what we think and give a reasonable explanation of why we act the way we do. As well as passing down...

Words: 1092 - Pages: 5

Free Essay

Small Study

...What Men and Women Want in a Mate Maria Morel Florida Atlantic University Introduction In recent decades researchers have generated considerable documentation on the evolutionary psychology of human mating strategies and romantic relationships. Much of this research stems from the features and genetic makeup of hominids, and their reproductive biology. Across mammalian species females are the key factor in reproduction, because they provide almost all of the physiological resources required for the production of offspring. There are many investments that females make when carrying an offspring. They invest themselves physically, mentally, and emotionally. This makes females have much lower potential reproductive capacities than males. It started with the work of psychologist David Buss of the University of Texas. In 1985, Buss published an article based on interviews with more than 10,000 participants from 37 cultures. Subjects were given a list of 18 possible characteristics of a mate and asked to rate those characteristics. Almost unanimously both sexes put love, dependable character, emotional stability, and pleasing disposition first. It wasn't until the fifth...

Words: 1408 - Pages: 6

Free Essay

Analysis of the Moral Animal

...The Moral Animal: Why We Are The Way We Are: The New Science Of Evolutionary Psychology For centuries, the question on psychologists’ minds around the world has been, “Why are we the way we are?” What causes us to act the way we act, think the thoughts we think, and love who we love? Psychodynamics will tell you that it is the selfish needs we are born with. Social psychodynamics will say that we do all the things we do in order to feel accepted in society. The quixotic humanists will explain that everything we do is to better ourselves as human beings. Behaviorists will laugh in all the school of thoughts faces and say simply that our environment bends and molds us like plato from the second we enter this world. In his book, The Moral Animal: Why We Are The Way We Are: The New Science Of Evolutionary Psychology, Robert Wright addresses his view on this equivocal topic in a feasible and easy to understand manner. Wright turns a discussion that may be declared esoteric into something that the average joe can comprehend. He creates the foundation for his theory on why we are the way we are from a more Freudian and Darwinian view. The axiom for Wright’s novel is that we have a genetic coding that we are born with that is basis for everything we do. What we say and how we act is due to the human nature that is in all of us, and has been since the beginning of human existence. According to Wright, we are animals built with an array of moral equipment that we use...

Words: 1185 - Pages: 5

Free Essay

Human Mating Systems

...Human Mating Systems By Samantha Nemasango  Evolutionary psychology are debating on whether humans are designed for monogamy, polygyny or extra marital relationship (Hazan and Zeifman, 1999) Mating systems refers to how human and other animals form sexual relationships  4 types, monogamy, polygyny, polyandry, polygynandry or promiscuity ( Valsiner, 2000)  Fig1: percentages of the mating systems MONOGAMY Mating system which involves one male and one female  2types of monogamy, perennial and serial  Perennial monogamy- pair bonds for life (Black,2001)  20% of world society are perennial monogamist   Serial monogamydifferent partners throughout lifetime but one partner at a time (United States) Fig2: male and female monogamy 16% of human society practising monogamy  E.g Mesopotamia, Romans and modern christians  Monogamy may be the consequence of mate guarding  Males prevents food theft  Reduces infanticide and sexual coercion  No sperm competition    Humans are one of the 32 species with concealed ovulation Concealed ovulation is associated with monogamy Fig3: ratios of male and female in different mating systems       Discourages man to search for another partner because he will not know who is fertile among them Females way of keeping males from killing their offspring (Rice, 2007) Increased paternal certainty and care Female lost estrous synchrony Fig 4: Fertility rate in mono / polygyny...

Words: 899 - Pages: 4

Premium Essay

Infidelity and the Psychological Mechanism of Jealousy in Reproductive Relationships

...jealousy guards wombs” (2006, p. 162). Jealousy is created when a human being believes there is a potential threat to a valuable relationship. It can occur in any relationship, but most notably, romantic ones. Men and women experience jealousy differently because it is believed they faced different reproductive obstacles during early human evolution. Men are more likely to exhibit jealousy in response to sexual infidelity, while women are more likely to exhibit jealousy in response to emotional infidelity. Male sexual infidelity stems from the evolutionary reproductive strategy of having as many mates as possible to increase the chances of passing on genes to the next generation. While this tactic may have elevated the need for multiple mates in early human mating, today’s society has enforced a strict relationship between a man and a woman, known as monogamy. In a study conducted by Jeff Ward and Martin Voracek of the School of Psychology at the Australian National University, it was found that of the 268 participants involved, men (44%) were more likely than women (20%) to select sexual intercourse as the most distressing. Also, men (28%) were more likely to find their partner trying different sexual positions more distressing than were women (5%) (2001, p.168). Of these findings, it’s apparent that men and women experience different jealous reactions when it involves romantic relationships. Social beliefs are also a primary driver of jealousy, and are influenced by how we believe...

Words: 1298 - Pages: 6

Free Essay

Papers

...Week 1 Anth 315 Notes Theory of Evolution: * Gradualism * Speciation * Exchange genes. * Common ancestry. All species go back to a common ancestry. * Natural Selection * Variation * Inherited * Selection * Population will become better adapted to a particular environment. Evolutionary Psychology - 1992 An evolutionary psychological approach: 1. Humans are part of biology. 2. There is nothing special about the human brain 3. Human nature is innate 4. Human behavior is the product of both innate human nature and the environment. Cognitive Psychology 1. Actions are caused by mental processes. 2. The mind is a computer. 3. Humans descended from an ape like ancestor. Heredity 1. Makes offspring look like parents. 2. Genes are written in a molecule called DNA. 3. Children obtain 50 % of their genetic make-up from each parent. Mutations: 1. Mutations occur when a gene inside a cell changes. The evolution of the mind: Cognitive psychology and evolutionary biology meet when we begin discussing the mind evolving through the process of natural selection. What were the adaptive problems faced by our hominid ancestors? 1. Shelter 2. Food The Savannah Principal 1. The savannah principle holds that the human brain has undergone virtually little or no change in the last 10,000, years. Sugars and fats contain calories for survival. Week # 2 Sexual...

Words: 1928 - Pages: 8

Free Essay

The Psychology

...the psychology Welcome & Introduction If your reading this your studying for AQA A Psychology Psya3 and the Relationship topic is one of the ones you have chosen. Its a wise move I think as its one of the easier ones to learn. I generally advise picking something you can relate to because you have some grounding for it as opposed to learning whole new concepts or ways of thinking on subject matter thats completely foreign. It tends to save you time in getting your head around things. A bit about me - My name is Sajan Devshi and I self-taught myself AQA A A Level Psychology between 2011-2012 achieving an A* grade and 100% in both Psya3 & Psya4. You can check out my certificate on my website at http://www.loopa.co.uk as well as get my other model answers too for the other topics in Psya3 and Psya4. But enough about me - you can learn about me in more depth on my website - lets get on with the show and onto the the overview of this topic, structuring and the model answers themselves too. S ECTION 1 Memorising Your Model Answers This is going to be pretty much your hardest task and with the help of this book hopefully it becomes more manageable. People have various ways they memorise things and it is entirely up to you. Memorising Essays U SING A CRONYMS + P RACTICE The method of memorising the essays is the same across all my model essay answers. I employ the concept of “chunking” alongside the use of “acronyms”. Combined this helped me memorise ...

Words: 10443 - Pages: 42

Free Essay

Altursim

...recognition of the giving). Much debate exists as to whether true altruism is possible. Arguably, the act of sharing, helping or sacrificing may be primarily motivated by the gratification it returns. This seems to assume a different understanding of 'benefits', though, from the traditionally assumed meanings (which are external - recognition from others, reciprocation etc. - rather than internal), making this a problematic argument. The term altruism may also refer to an ethical doctrine that claims that individuals are morally obliged to benefit others. Used in this sense, it is the opposite of egoism. Contents[hide] * 1 The notion of altruism * 2 Scientific viewpoints * 2.1 Anthropology * 2.2 Evolutionary explanations * 2.3 Neurobiology * 2.4 Psychology * 2.5 Sociology * 3 Religious viewpoints * 3.1 Buddhism * 3.2 Jainism * 3.3 Christianity * 3.4 Islam and Sufism * 3.5 Judaism * 3.6 Sikhism * 3.7 Hinduism * 4 Philosophy * 5 See also * 6 References * 7...

Words: 1063 - Pages: 5

Premium Essay

Research Communication Project

...Isaac Guajardo J. Floerke Interpersonal Communications 6 February 2014 What Women Want: An Analysis of Female Attraction Mechanisms Among the many clichés that exist in our modern day culture, one that has not lost its relevance among Westerners is the saying that goes, “Women do not really know what they want in a romantic partner.” Although this is obviously not a statement of fact, for many people—especially those who consider women romantically attractive (specifically men), the question continues to be, “What do women really want in a partner?” or “What do women find attractive?” When it comes to answering either of these questions there is no one solution that fits all, as no two women are identically the same. However, there are some basic principles that can be drawn out to determine what attracts women to men. Although the task of discovering what sparks the interest of women in men is sometimes not easy, there are a few general guidelines that can backed up scientifically and culturally to identify the common attractions that women have for men. Such guidelines are perhaps dominant or recessive in different circumstances, but they do tend to be expressed throughout interpersonal relationships that women and men have. In analyzing the gender and biological differences that women and men have, there emerges a pattern which expresses some general guidelines for what women find attractive in men. One of the main factors that contribute to the attraction that...

Words: 1602 - Pages: 7

Premium Essay

Nature Vs. Nurture In Truman Capote's In Cold Blood

...What made you into who you are today? For years psychologist have debated nature vs.nurture, something that has a great influence on a persons behaviour. Nature is a genetic material while nurture refers to the experiences you've had. In Truman Capote "In Cold Blood" Capote expresses that both nature and nurture play a role in a persons life. Richard "Dick" Hickock was a star athlete and a successful student. While Perry Smith has had a very traumatic life from moving, suffering from abuse, etc. What made these two very opposite people, come together to commit one awful crime? Smith had a terrible upbringing. Starting with parents that didn't get along, a mother who abandoned her family, and sister who committed suicide. Capote goes into full detail describing Perry's dreams, almost making Perry naive. By showing detailed memories including letters and books, kind of a childlike manner. Capote sort of portrays Perry as a sympathetic character. Therefore, Capote uses all these different things for the reader to feel sorry. One can't help but feel nothing but sorry for him, regarding his situation while growing up. Then blaming him for turning to a life of nothing but crime. He is calm and gentle, and he seems to want love and acceptance, but he is eventually revealed to be the more brutal of the two men. One of his main motivations is to take Dick to Mexico, and to hunt for treasure and go skin diving. After the murders, Perry seems unable to reconcile his personal opinion of...

Words: 952 - Pages: 4

Premium Essay

Nature vs Nurture

...The start of this paper I think the best place to look is to the bible for what it says about our human nature as well as how nurturing plays a part inside the life of a person. When we look to the bible for understanding of human nature we are lead to see that our human nature is one of sin and death. Looking at Romans 8:13 for an example of this to quote part of it “For if you live according to the sinful nature, you will die” this tells us that if we live by our human nature that it will only lead to death. However if we finish reading the verse it also says “but if by the Spirit you put to death the misdeeds of the body, you will live” this gives us hope that if we live by the Spirit there is hope in life. Furthermore we can see answers for how nurturing plays a key part inside our lives. Inside the bible we can see a lot of examples of what the bible says about nurturing a child to adult to bring them up right and proper. The best example I have found is inside Ephesians 6:4 to quote it says “bring them up with the discipline and instruction that comes from the Lord”. This is a great example of how to raise a kid inside a household. Moving forward to develop an answer to the first question on my opinion on the idea of the whole argument of Nature vs. Nurture took me on a road that really has left me with more questions than answers. What I have to say about this topic is based upon a lot of my personal experiences with addiction as much as with other addicts. To say out...

Words: 1299 - Pages: 6

Premium Essay

Why Nature And Nurture Won T Go Away Analysis

...Each person among the seven billion people on this planet has their own personality and their unique fingerprints even among identical twins or triplets. Many scientists have been desperate to determine these differences and these differences drive scientists to further their researched. The debate between nature and nurture, the two most important elements for inheritance and environment, has been unanswerable and going on for years because the results are not significant enough to separate those two elements. Steven Pinker, a Harvard College Professor and the Johnstone Family Professor at Harvard University, is primarily focusing in language and cognition for his research. He is the author of six books, and some of which include, “How the Mind Works” (1991), “The Language Instinct” (2000), and “The Blank State” (2002). In the article, “Why nature and nurture won’t go away”, Pinker argues that nature and nurture are two essential players in human growth and those two elements cannot be separated because one cannot perform without the other. To persuade the audience, Pinker shows his ethos and logos through various examples between nature and nurture throughout the article. In his essay, Pinker helps his readers understand the ideas of holistic interactionism by leading his audience through his points consistently with organized examples and interpretations. In order to catch the audience’s attention and guide them into the argument, Pinker begins with several questions to examine...

Words: 1185 - Pages: 5